Perşembe, 29 Temmuz 2010
 
 
Ana Menü
Anasayfa
KARYADER
YAZARLARIMIZ
Sağlık Köşesi
Anılar ve Tanıdık Yüzler
Dost Siteler
Ziyaretçi Defteri Arşivi
İçimizden Biri
Rastgele Resim
Ahmet-Kkurt.jpg
Bölümler
Sarıkamış'a Dair
Kimler Sitede
Şu anda 3 konuk çevrimiçi
Giriş Formu



Sponsor Bağlantılar
HABERLER
Ziyaretçi Sayacı
mod_vvisit_counterBugün Tekil139
mod_vvisit_counterDün208
mod_vvisit_counterBu Hafta744
mod_vvisit_counterBu Ay5770
mod_vvisit_counterTüm Zaman93688
Sayaç
Popüler Konular
Yeni Konular
Muhittin Karakurt'la Röportaj PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Salı, 29 Haziran 2010 16:09

Karakurtlar36.com sitesi röportajlarına hız kesmeden devam ediyor. Bu bölümde köyümüzde doğup büyümüş  Muhittin ağabeyimizle bir söyleşi gerçekleştirdik. Bu güzel buluşmada Yahya ve Turgay’ın sorularını cevaplayan Muhittin ağabeyle  yaşantısı ve başarı hikayesi ve Karakurtlar hakkında röportaj yaptık. Bu güzel söyleşiden dolayı Muhittin ağabeye teşekkürlerimizi iletir yaşantısında başarılar dileriz.


Uzun, yorucu ve sıkıntılarla dolu okul yıllarınız geçti. Günümüzdeki öğrencilere örnek olması açısından o dönemlerde neler yaşadınız. Eğitim süreciniz hakkında bize bilgi verir misiniz?


İlkokulu Karapınar’da okudum. Köyümüze daha yeni okul açılmıştı. Karapınar ilkokulunda ilk okuyanlardan biriyim. Bizden önceki ağabeylerimiz  Beşyol, Karakurt  ve diğer köylerde okuyorlardı. Köydeki eğitim hayatında çok başarılıydım. İlkokulu bitirip mezun olduktan sonra Ortaokulu Karakurt’ta iki yıl Yakup Ağanın evinde kalarak onların çocukları ile birlikte okudum. Son yılı da Karaosman amcanın evinde  kalarak okudum. Genelde hafta sonları Karakurt’tan köye yürüyerek gider ve gelirdik. Karakurt Ortaokulu'nun ilk öğrencisiyim o zamanlar daha okul binası yapılmamıştı. Mamo Dayı'nın kahvesinde tabureler ve tahta sandalyelerin üzerinde oturup ders işlerdik. Bir yarıyıl geçtikten sonra Sarıkamış’da ki okullardan eski sıralar getirdiler. Çay ocağının hemen yanında zorla gördüğümüz bir kara tahtamız vardı oraya bakarak ders ilerdik. Bazılarımız tahtaya arkasını dönerek oturmak zorunda kalırdı. Derken bir yıl böyle geçti. İkinci dönem Ruslardan kalma ve hala okul olarak kullanılan binanın üzerine betonla kapatıp gerçek anlamada okulumuza kavuştuk. Okul daha tam yapılmamıştı hatta okulun üzerindeki betonu biz attık. İki üç ay boyunca okulun inşaat işlerinde hamal olarak çalıştıktan sonra okulu üç dershanelik bir yapıya kavuşturduk. Daha sonraki yılda birinci sınıf  öğrencileri gelince sınıf sayımız artmıştı. Ortaokuldan mezun olduktan sonra Sarıkamış’a gittim. Celal amca hemen kolumdan tutup beni liseye kayıt etti. Üç yıl boyunca bana velilik yaptı.  Sarıkamış’ta ilk yılı  Müslüm ve İbrahim ağabeyle ev tutarak geçirdik. Onlarla beraber Kars yolunda bir evde kalıyorduk. Ekmeğimiz haftada yâda iki haftada bir köyden gönderilirdi. Bekleme süresi uzadıkça ekmeğimiz küflenirdi. Kars yolunun kenarında Yağbasan Köyünde doğru uzayan  bir dere vardı. Biraz ötemizde Sarıkamış şehitleri için yapılmış bir anıt ormanın içinde bütün ihtişamı ile duruyordu. El arabası ile yakacak koz ve dal toplarken Müslim’le hep onun etrafında dolaşırdık. Evimiz tren yolunun kenarındaydı, okulda kolordu mahallesindeydi. Okul ve ev arasındaki mesafe çok uzaktı. Soğuk havalarda oldukça zorlanıyorduk. Okul Sarıkamış’ta kolordu mahallesindeydi. Kışın zor şartlarında okuldaki ısı  +21 dereceydi ve dışarının sıcaklığı da  -21 dereceydi. Dışarı çıkışta müthiş bir sıcaklık farkı olurdu.  Sırtımızda  bir ceket birde pantolon vardı birde beyaz naylon gömlek.  Yaklaşık 42 derece ısı farkında  eve yetişene kadar ani ısı değişimi  bizi kötü etkilerdi. Sıcaklık farkına aniden maruz kalan bedenimiz fizyolojik olarak etkileniyordu. Eğer çarşının içindeki eski hal binası yanındaki umumi tuvalete yetişemezsek  eve gidene kadar  pantolonumuz  paçalarına istemeyerek işerdik  ve  pantolon buz tutar teneke gibi oludu. Eğer bu tuvaleti tutturamazsak ikinci uygun bölge eski asker hapishanesinin önündeki yol olurdu. Oradan geçerken duvara işiyorduk bizi gören askerler tempo tutarak alkış ve ıslıklarla tezahürat yapıyorlardı.

Liseyi rahmetli Fahrettin’le birlikte bitirdik. İbrahim ve Şevket ağabeyler bizden öndeydiler.  Onlar lise ikiye giderken biz yeni bire başladık. Daha sonra üniversite sınavına hep birlikte girdik. İlk sınavdan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım. Daha on yedi yaşındaydım ve büyük bir şehirde yalnız başıma kalmıştım. Çeşitli sebeplerden dolayı hukuku bırakıp Ankara da Makine Mühendisliği ve Üniversitesi bünyesinde Tıp fakültesini kazandım bir yıl kadar devam ettim ve bıraktım.
Daha sonra ITU bünyesinde bulunan Elektrik-Elektronik Mühendisliği fakültesinde beş yıl eğitim gördükten sonra Yüksek mühendis olarak mezun oldum..

Ortaokul döneminde Karakurt’a inmek büyük sıkıntıydı. Bazen vasıta sorunu yaşanırdı Gidiş- geliş sorununu nasıl hallederdiniz? Konuyla ilgili başınızda geçen ilginç anılarınız oldu mu?

Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Haziran 2010 23:08
Devamını oku...
 
Gezi Daveti PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 30 Haziran 2010 22:54

20 Temmuz ile 30 Temmuz tarihleri arasında özlem ve hasretlerimizi dindirmeye var mısınız? Çocukluk anılarımızı yeniden canlandırmak, yüreklerimizin bir köşesinde saklı kalan o güzel diyarlarda kucaklaşmaya ne dersiniz.
Ben de varım diyorsanız 20 Temmuzda başlayacak bir haftalık gezide buluşmak dileğiyle...

Kale ve Göl GezisiKale Gezisi

 

SEVDALI TURNA VE AĞLAYAN ÇAYIRLARA

Her gece ruhum firarda, sana gelmekte...
Ey turnaların yuvası çayırlarım.
Sana koşmaktadır hasretim.
Çağlayn Aras ın serin suları,
Bembeyaz sonsuzluk gibi Aladağın karları.
Senin kaynağına doğru uçmaktayım Aras nehri
O ağlayan çayırlar ki senin kaynağın!
Damla damla toprağa düşen çiğ taneleri ile,
Oluşturmakta  senin ruhun.
Sen aktıkça sonsuza doğru zaman kayıp gitmekte!  
Ve hasretim büyükmektedir dalga dalga;
Ayaklarıma  dolanmakta zümrüt yeşili
Sarıçam ormanlarının şarkılarına, gidemiyorum  !
Bütün göçmen kuşları geri döndü:
Kırlangıçlar damlarda uçuşur ve leylekler tepemde.
Şarkısını söylemeye başladı pepuk kuşları.
Hani sen nerelerdesin sevdalı turnam ?
Bu kaçıncı bahar oldu beklerim gelmedin.
Açmadı bu sene karçiçekleri seni beklerken!
İçimde hep senin özlemin,
Hep aynı sevda türkülerini söyler dururum...
Sensin en vefalı sevdalım diye
Hiç kimseyi bu kadar  sevmedim
Siz vefali dostlarım kadar  !
Aras nehri ve ağlayan çayırlar
Sende hala yankılanıyor
Bir kara sevdalı turna kuşunun şarkıları
Bu şarkılar ki :
Ruhumda yukselen cehennem ateşine serinlik verir
Hasretle yanan bir annenin ninisi gibi
Hadi gel artık dinsin bu sevdalı gönlümün hastreti,
Ben cok kavgalar  ve yangınlar  gördüm ,
Ama sensizlik kadar yaralanmadim
Aras nehri,  ağlayan çayırlar ve sevdalı turnalar ...
Hadi uçup gelin bitsin bu ayrılık şarkısı artık


                        Muhittin Karakurt /İstanbul

Son Güncelleme: Salı, 06 Temmuz 2010 22:03
 
Bir başarı hikayesi PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Salı, 29 Haziran 2010 21:41

Almanya’da yaşayan Selçuk KARAKURT'un oğlu yaklaşık bir ay önce kendisi üçüncü  sınıfa gitmesine rağmen üçüncü ve dördüncü sınıflarla ayni sorularla bölge genelinde matematikte seviye belirleme sınavına girdi. İki gün önce sınav sonuçları okul tarafından açıklandı. Sınavda birinci olan Erez’e okul özel belge verip onu takdir ettiler. Eğitim bakanı tarafından da okulunda sadece Erez’e üstünde sınavın ismi yazan bir tişört hediye edildi.

Bende site aracılığıyla Erez’i tebrik ediyorum. Gözlerinden öpüyorum. Başarı hep seninle olsun Erezcim.

Son Güncelleme: Perşembe, 01 Temmuz 2010 20:35
 
Nişan Gecesi PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Salı, 29 Haziran 2010 21:46

27.06.2010 tarihinde Musa Karakurt’un Almanya’daki nişanında bir araya gelen Talaz ve Karakurt ailesi Selçuk Karakurt’un türküleri eşliğinde  gönüllerince eğlendiler. Evliliğe doğru adım atan gençlerimizi tebrik ediyor. Bir ömür boyu mutluluklar diliyoruz.

Son Güncelleme: Salı, 29 Haziran 2010 21:56
 
ÇOCUKLARDA ALERJİK RİNİT VE TEDAVİSİ PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Perşembe, 17 Haziran 2010 12:54

ÇOCUKLARDA ALERJİK RİNİT VE TEDAVİSİ
ALERJİ SEMİNERİNDEN İZLENİMLER;

 Uz. Dr. Cenap Erkan KARAKURT/Kayseri
 

Alerjik Rinit (AR) sık görülen bir hastalık olmasının yanı sıra burun tıkanıklığı, hapşırma, burun akıntısı, orta kulak, sinüs hastalıkları, uyku ve konsantrasyon bozukluğu gibi yaşam kalitesini önemli oranda bozan rahatsızlıklara yol açmaktadır. Özellikle olay kronikleştikçe yüzde anormal mimik hareketleri, burun çekme ve elin iç yüzüyle burunu yukarı kaldırma şeklindeki seronomilere yol açar, o kadarki burnun hemen üzerinde kemer şeklinde bir çizgi belirir.

Alerjik Rinit; alerjik konjonktivit, nazal polipozis ve astım bronşiyale ile birlikte seyredebilir. Bunlar için manifest bir bulgu olabilir.
 
SIKLIĞI; Geç çocukluk çağında pik yapar. Özellikle zengin endüstri toplumlardaki çocukların yaklaşık % 20-40’ı AR’ den muzdariptir. Geçen 40 yıl süresince endüstri bölgelerinde AR’ de önemli düzeyde artış olurken daha az sıklıkta fakir ve gelişmekte olan toplumlarda görülür oldu. Bunun sebebi daha az kimyasal ve alerjen partikülle temas olmasından kaynaklanabilir.

SEBEPLERİ; AR’ in ortaya çıkmasında iki faktör rol oynar; biri alerjene duyarlılık ve diğeri çevresel faktörlerin varlığıdır. AR mevsimsel veya yıl boyunca görülebilir. Solumayla alınabilen alerjenler her birinin temel sebebi olabilir. Mevsimsel tip AR(SAR) iyi tanımlanabilen bir dizi siklik alevlenmeler ile seyreder. Aksine Pareneal tip AR(PAR)’de ise yıl boyunca semptomlara sebep olur. Vakaların yaklaşık %20’si mevsimsel %40’ı yıl boyunca ve %40’da her iki türlüde ortaya çıkabilir. Ilıman iklimlerde, SAR’a sebep olan hava polenleri; baharda ağaç polenleri, yaz başında otlar ve yaz sonunda yaban otlarıdır. Yine en önemli alerjen taşıyıcısı hayvanları da unutmamak gerekir. Bunların içinde özellikle kedi ve köpeklerin salgılarında ve hava yollarında uzun yıllar kalabilecek alerjenlerin olduğu biliniyor. İyi havalandırılmamış ev ortamı, kiler gibi rutubetli alanlar ve güneş görmeyen bodrum katları Akar, küf ve diğer alerjenler için uygun ortam oluşturur.  

KLİNİK BULGULAR: AR’ in semptomları sıklıkla gözden kaçırılan ya da yanlışlıkla solunum yolu enfeksiyonlarına atfedilen semptomlardır. Daha büyük çocuklar burun tıkanıklığı ile birlikte burun çekmeye eğilimlidir.
Burnun karıştırılması, ani burun çekme anormal yüz hareketleri, yüz buruşturma ve nazal kaşıntı meydana getirir. Sonuçta burun kanamasıyla sonuçlanabilir. AR’ li çocuklar sıklıkla alerjik selam yaparlar. Burnun avuç içi ve parmak uçlarıyla yukarıya kaldırılması; bu manevra burun sırtında nazal çıkıntı doğurur. Tipik yakınmalar burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı, burun akıntısı ve konjonktival irritasyondur. Semptomlar alerjenle daha büyük oranda karşılaşma ile artar. Hastaların doku ve tat duyusunda kayıp olabilir. Sinüslerin tıkanmasına bağlı baş ağrısı, geniz akıntısına bağlı hırıltılı solunum ve öksürük görülebilir. Sıklıkla diğer solunum yolu enfeksiyonları ile karışabilir ve tanı atlanabilir veya gecikebilir. Burun tıkanıklığının şiddeti sıklıkla geceleyin artar. Ve ağzı açık uyuma ağız kuruluğu ve horlama şikayetine sebep olabilir. Sonuçta uykuda bölünme ve hayat kalitesinde düşme görülür.  
AR’ in tanısı aile öyküsünü, iyi bir fizik muayene ve laboratuar değerlendirmeyi içermesi gerekir. Tanısı erken bebeklik dönemiyle birlikte, genellikle yaşamın 6. yılında konulabilmektedir.

Son Güncelleme: Perşembe, 17 Haziran 2010 22:57
Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 20