|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 30 Haziran 2010 22:54 |
|
20 Temmuz ile 30 Temmuz tarihleri arasında özlem ve hasretlerimizi dindirmeye var mısınız? Çocukluk anılarımızı yeniden canlandırmak, yüreklerimizin bir köşesinde saklı kalan o güzel diyarlarda kucaklaşmaya ne dersiniz. Ben de varım diyorsanız 20 Temmuzda başlayacak bir haftalık gezide buluşmak dileğiyle...
Kale ve Göl Gezisi
SEVDALI TURNA VE AĞLAYAN ÇAYIRLARA
Her gece ruhum firarda, sana gelmekte... Ey turnaların yuvası çayırlarım. Sana koşmaktadır hasretim. Çağlayn Aras ın serin suları, Bembeyaz sonsuzluk gibi Aladağın karları. Senin kaynağına doğru uçmaktayım Aras nehri O ağlayan çayırlar ki senin kaynağın! Damla damla toprağa düşen çiğ taneleri ile, Oluşturmakta senin ruhun. Sen aktıkça sonsuza doğru zaman kayıp gitmekte! Ve hasretim büyükmektedir dalga dalga; Ayaklarıma dolanmakta zümrüt yeşili Sarıçam ormanlarının şarkılarına, gidemiyorum ! Bütün göçmen kuşları geri döndü: Kırlangıçlar damlarda uçuşur ve leylekler tepemde. Şarkısını söylemeye başladı pepuk kuşları. Hani sen nerelerdesin sevdalı turnam ? Bu kaçıncı bahar oldu beklerim gelmedin. Açmadı bu sene karçiçekleri seni beklerken! İçimde hep senin özlemin, Hep aynı sevda türkülerini söyler dururum... Sensin en vefalı sevdalım diye Hiç kimseyi bu kadar sevmedim Siz vefali dostlarım kadar ! Aras nehri ve ağlayan çayırlar Sende hala yankılanıyor Bir kara sevdalı turna kuşunun şarkıları Bu şarkılar ki : Ruhumda yukselen cehennem ateşine serinlik verir Hasretle yanan bir annenin ninisi gibi Hadi gel artık dinsin bu sevdalı gönlümün hastreti, Ben cok kavgalar ve yangınlar gördüm , Ama sensizlik kadar yaralanmadim Aras nehri, ağlayan çayırlar ve sevdalı turnalar ... Hadi uçup gelin bitsin bu ayrılık şarkısı artık
Muhittin Karakurt /İstanbul
|
|
Son Güncelleme: Salı, 06 Temmuz 2010 22:03 |
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 29 Haziran 2010 21:41 |
|
Almanya’da yaşayan Selçuk KARAKURT'un oğlu yaklaşık bir ay önce kendisi üçüncü sınıfa gitmesine rağmen üçüncü ve dördüncü sınıflarla ayni sorularla bölge genelinde matematikte seviye belirleme sınavına girdi. İki gün önce sınav sonuçları okul tarafından açıklandı. Sınavda birinci olan Erez’e okul özel belge verip onu takdir ettiler. Eğitim bakanı tarafından da okulunda sadece Erez’e üstünde sınavın ismi yazan bir tişört hediye edildi.
Bende site aracılığıyla Erez’i tebrik ediyorum. Gözlerinden öpüyorum. Başarı hep seninle olsun Erezcim.
|
|
Son Güncelleme: Perşembe, 01 Temmuz 2010 20:35 |
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 29 Haziran 2010 21:46 |
|
27.06.2010 tarihinde Musa Karakurt’un Almanya’daki nişanında bir araya gelen Talaz ve Karakurt ailesi Selçuk Karakurt’un türküleri eşliğinde gönüllerince eğlendiler. Evliliğe doğru adım atan gençlerimizi tebrik ediyor. Bir ömür boyu mutluluklar diliyoruz.
|
|
Son Güncelleme: Salı, 29 Haziran 2010 21:56 |
|
ÇOCUKLARDA ALERJİK RİNİT VE TEDAVİSİ |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 17 Haziran 2010 12:54 |
|
ÇOCUKLARDA ALERJİK RİNİT VE TEDAVİSİ ALERJİ SEMİNERİNDEN İZLENİMLER;
Uz. Dr. Cenap Erkan KARAKURT/Kayseri
Alerjik Rinit (AR) sık görülen bir hastalık olmasının yanı sıra burun tıkanıklığı, hapşırma, burun akıntısı, orta kulak, sinüs hastalıkları, uyku ve konsantrasyon bozukluğu gibi yaşam kalitesini önemli oranda bozan rahatsızlıklara yol açmaktadır. Özellikle olay kronikleştikçe yüzde anormal mimik hareketleri, burun çekme ve elin iç yüzüyle burunu yukarı kaldırma şeklindeki seronomilere yol açar, o kadarki burnun hemen üzerinde kemer şeklinde bir çizgi belirir.
Alerjik Rinit; alerjik konjonktivit, nazal polipozis ve astım bronşiyale ile birlikte seyredebilir. Bunlar için manifest bir bulgu olabilir. SIKLIĞI; Geç çocukluk çağında pik yapar. Özellikle zengin endüstri toplumlardaki çocukların yaklaşık % 20-40’ı AR’ den muzdariptir. Geçen 40 yıl süresince endüstri bölgelerinde AR’ de önemli düzeyde artış olurken daha az sıklıkta fakir ve gelişmekte olan toplumlarda görülür oldu. Bunun sebebi daha az kimyasal ve alerjen partikülle temas olmasından kaynaklanabilir.
SEBEPLERİ; AR’ in ortaya çıkmasında iki faktör rol oynar; biri alerjene duyarlılık ve diğeri çevresel faktörlerin varlığıdır. AR mevsimsel veya yıl boyunca görülebilir. Solumayla alınabilen alerjenler her birinin temel sebebi olabilir. Mevsimsel tip AR(SAR) iyi tanımlanabilen bir dizi siklik alevlenmeler ile seyreder. Aksine Pareneal tip AR(PAR)’de ise yıl boyunca semptomlara sebep olur. Vakaların yaklaşık %20’si mevsimsel %40’ı yıl boyunca ve %40’da her iki türlüde ortaya çıkabilir. Ilıman iklimlerde, SAR’a sebep olan hava polenleri; baharda ağaç polenleri, yaz başında otlar ve yaz sonunda yaban otlarıdır. Yine en önemli alerjen taşıyıcısı hayvanları da unutmamak gerekir. Bunların içinde özellikle kedi ve köpeklerin salgılarında ve hava yollarında uzun yıllar kalabilecek alerjenlerin olduğu biliniyor. İyi havalandırılmamış ev ortamı, kiler gibi rutubetli alanlar ve güneş görmeyen bodrum katları Akar, küf ve diğer alerjenler için uygun ortam oluşturur.
KLİNİK BULGULAR: AR’ in semptomları sıklıkla gözden kaçırılan ya da yanlışlıkla solunum yolu enfeksiyonlarına atfedilen semptomlardır. Daha büyük çocuklar burun tıkanıklığı ile birlikte burun çekmeye eğilimlidir. Burnun karıştırılması, ani burun çekme anormal yüz hareketleri, yüz buruşturma ve nazal kaşıntı meydana getirir. Sonuçta burun kanamasıyla sonuçlanabilir. AR’ li çocuklar sıklıkla alerjik selam yaparlar. Burnun avuç içi ve parmak uçlarıyla yukarıya kaldırılması; bu manevra burun sırtında nazal çıkıntı doğurur. Tipik yakınmalar burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı, burun akıntısı ve konjonktival irritasyondur. Semptomlar alerjenle daha büyük oranda karşılaşma ile artar. Hastaların doku ve tat duyusunda kayıp olabilir. Sinüslerin tıkanmasına bağlı baş ağrısı, geniz akıntısına bağlı hırıltılı solunum ve öksürük görülebilir. Sıklıkla diğer solunum yolu enfeksiyonları ile karışabilir ve tanı atlanabilir veya gecikebilir. Burun tıkanıklığının şiddeti sıklıkla geceleyin artar. Ve ağzı açık uyuma ağız kuruluğu ve horlama şikayetine sebep olabilir. Sonuçta uykuda bölünme ve hayat kalitesinde düşme görülür. AR’ in tanısı aile öyküsünü, iyi bir fizik muayene ve laboratuar değerlendirmeyi içermesi gerekir. Tanısı erken bebeklik dönemiyle birlikte, genellikle yaşamın 6. yılında konulabilmektedir.
|
|
Son Güncelleme: Perşembe, 17 Haziran 2010 22:57 |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 / 20 |