Pazar, 20 Mayıs 2012
 
 
Ana Menü
Anasayfa
KARYADER
YAZARLARIMIZ
Sağlık Köşesi
Anılar ve Tanıdık Yüzler
Dost Siteler
Ziyaretçi Defteri Arşivi
İçimizden Biri
Bölümler
Sarıkamış'a Dair
Sponsor Bağlantılar
HABERLER
Ziyaretçi Sayacı
mod_vvisit_counterBugün Tekil132
mod_vvisit_counterDün321
mod_vvisit_counterBu Hafta2167
mod_vvisit_counterBu Ay5876
mod_vvisit_counterTüm Zaman262923
Sayaç
Ziyaretçi Defteri
ABBAS (KARAKURT) BEY, I. DÜYA SAVAŞI VE SARIKAMIŞ HAREKÂTI PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   

ABBAS (KARAKURT) BEY, I. DÜYA SAVAŞI VE SARIKAMIŞ HAREKÂTI

Karakurt ailesi, her ne kadar Rus hâkimiyetinde yaşıyor olsa da, yıllarca iç içe yaşadıkları ve Osmanlı tarafında bulunan dost ve akrabalarla olan irtibatını kesmemiştir. Yoğunhasan Köyünün tam sınırda olması bu ilişkinin daha rahat devam etmesini sağlamıştır. Bu nedenle Hasankale ve Tortan’da bulunan dost ve akrabalarla münasebetler eskisi gibi devam etmiştir. Hasankale’yi belli aralıklarla ziyaret eden Halil Beyin kardeşinin, Rus ordusunda subay olduğunu öğrenen Osmanlı Ordusunun istihbarat birimleri, Halil Beyle irtibat sağlayıp, yardım istemişlerdir. Halil Bey, durumu Rus ordusunda subay olan abisi Halit Beye anlatmıştır. Halit Bey teklifi tereddütsüz kabul etmiş ve kardeşi Halil Bey aracılığı ile Rus karargâhında öğrendiği bilgileri Osmanlı karargâhına aktarmaya başlamıştır. Oluşturulmuş bu gizli münasebet sayesinde, Osmanlı karargâhı, bölgede bulunan Rus Ordusu ve hareketleri hakkında lüzumlu bilgileri sürekli almıştır. Halit Bey kendisini o derece bu işlere kaptırmıştır ki, yaşı hayli geçmiş olmasına rağmen evlenmemiştir. Bu bilgi alış verişi özellikle 1914 yılında oldukça yoğunlaşmıştır.

Balkanlarda Avusturya arşidükünün öldürülmesi ile başlayan I. Dünya Savaşı ile birlikte Rus Çarı II. Nikolay, 1914 yılının Temmuz ayı sonlarında genel seferberlik ilan etmiştir. Böylelikle Balkanlarda başlayan kargaşa Kafkasya’yı, dolayısıyla Kars’ı da etkilemiştir. Karakurt ve bağlı yerleşimleri, tam olarak Osmanlı Rus sınırında yer aldığından, bölgenin çıkacak savaşın içinde kalması ihtimali çok yüksektir. Bölgede savaş ihtimaline yönelik söylentiler de işte bu günlerde bir hayli artmıştır.

Hüseyin Ağa, Karakurt’ta bulunan Rus Kazak Alayında genel seferberliğe paralel olarak olağan üstü bir hareketlenme olduğunu sezmiştir. O günlerde Karakurt’a gelmiş olan Halit Bey, Osmanlı tarafının da seferberlik ilan ettiğini Hüseyin Ağaya söylemiştir. Bu nedenle Hüseyin Ağa, Karakurt bölgesi ileri gelenlerini ve Aile büyüklerini, 1914 yılının Ağustos ayında, Yoğunhasan’a toplamış ve istişarede bulunmuştur. Bu toplantıda, Hüseyin Ağa, Osmanlı Ordusunda görev yapan aşiret reislerinin, olacak savaşta, cephe gerisinde kendilerine destek verilmesini talep ettiklerini söylemiş ve bu talebi, Ermenilerin son zamanlarda takındıkları tavırları da dikkate alarak, kabul edeceğini ifade etmiştir. Ayrıca Halit ve Halil Beylerin telkini ile de olabilecek bir savaşta, Osmanlı Ordusuna her türlü desteğin verilmesi, toplantıya katılanlarca kararlaştırılmıştır. Alınmış bu karar gereği, Halil Bey, daha iyi bir iletişim sağlayabilmesi için Ortakale Köyüne gönderilmiştir. Halil Bey, üst olarak kullanmış olduğu Ortakale Köyünden, Hasankale’de bulunan Osmanlı Ordusu karargâhı ve Osmanlı Ordusu 11. Kolordusunda yer alan aşiret reisleri ile irtibat tesis etmiştir. Halil Beyin Ortakale Köyüne yerleşmesi ile birlikte, Abbas Beyin, abisi ile babası arasındaki kuryelik görevi de kendiliğinden başlamıştır. Buna sebep, Abbas beyin bölgede konuşulan dilleri iyi bilmesi, diğer yandan Ortakale Köyünün kayınpederinin köyü olması nedeniyle dikkati çekmeden gidip gelebilmesidir. Abbas Bey, köyden, Ortakale ile Yoğunhasan arasını iyi bilen bir iki kişi ile bu yolculuğu defalarca yapmıştır.

Tam bu günlerde, Rus Ordusunun yakında harekete geçeceği söylentisi çevrede konuşulmaktadır. Hüseyin Ağa, Abbas Beyi Ortakale Köyünde üstlenmiş Halil Beye göndermiş ve gelişmeleri iletmiştir. Olup biteni Osmanlı tarafına anlatması ve gelişmeleri öğrenmesi için, Halil Beyin Hasankale tarafına gitmesini sağlık vermiştir. Halil Bey babasının tavsiyesi üzerine Hasankale tarafına gitmiş ve yaptığı görüşmeler neticesi, Osmanlı ordusunun savaş için toplanmaya başladığını ve yakında saldıracağı haberini babasına, o günlerde babası ile kendisi arasında ulaklık yapan kardeşi Abbas Bey ile ulaştırmıştır. Hüseyin Ağa, Karakurt bölgesinde sözünün geçtiği aşiretleri Yoğunhasan’a davet etmiş ve Aras vadisinde ağırlığı aşiret birliklerinin oluşturduğu Osmanlı ordusunun savaşa gireceğini, bu orduya destek vereceklerini, çıkacak savaş nedeniyle kışın zor geçeceğini, herkesin gerekli tedbirleri almasını tembih etmiş.

Halil Bey, Ortakale Köyünde iken, Hasankale tarafında yer alan 1.İhtiyat Aşiret Süvari Tümeni ile irtibat sağlamıştır. Eylül ayının sonlarında Halit Beyden kardeşi Halil Beye gönderilen bir haberde Rus Ordusunun yakında saldıracağı bildirilmiştir. Bu haber, ailenin ve çevrenin moralini bozmuştur. Osmanlı Ordusunun saldırısı beklenirken, Rusların saldıracak olması, bütün beklentileri yıkmıştır. Halil Bey durumu Hasankale’ye bildirmiştir. Aile daha ne yapılacağı hakkında bir karar almamışken, haber alındığı gibi Ruslar saldırıyı başlatmıştır. Neyse ki birkaç gün sonra, Osmanlı Ordusunun da saldırıya geçtiği, duyumu alınmış ve heyecanlı bir koşuşturma başlamıştır. Ekim ayı sonlarında, Rusların geriledikleri haberi, çevrede sevinç yaratmıştır.

Kasım ayına girilmiştir. Osmanlı Ordusunun 11. Kolordusunda savaşan aşiret birlikleri reisleri, emirleri altındaki askerin silah, yiyecek ve giyecek bakımından yetersiz olduğunu, bu nedenle, mümkünse, yiyecek ve giyecek göndermesini, Halil Beyden istemişler. Halil Bey, Ortakale ve çevre köylerden toplattırmış olduğu ekmek, peynir, yağ, bulgur, çorap, kazak gibi yiyecek ve giyecekleri, karın ve kışın yol vermediği o zor günlerde, karşı tarafa göndermeyi başarmıştır. Bu yardım işini, Rus Ordusu ile hareket eden Ermeniler, bir şekilde öğrenmişlerdir.

Ancak savaş istendiği gibi gitmemiştir. Galip Paşaya, yani 11. Kolorduya, diğer bir ifade ile aşiret birliklerinin içinde yer aldığı kolorduya, Rus Ordusu ile savaşma, oyalama görevi verilmiştir. Ancak bunun için gerekli olan yiyecek, giyecek ve silah verilmemiştir. Zaten bunun bir önemi de yokmuş. Önemli olan kendisinden her açıdan çok üstün olan Rus Ordusuna sonuna kadar karşı koyup, bu suretle Rus Ordusunun asıl güçlerini Aras vadisine çekmek, böylelikle 9. ve 10. Kolorduya ait askerlerin, diğer bir ifade ile Enver Paşa ile Hafız Hakkı Paşanın kolay bir şekilde Sarıkamış’a girmesinin sağlanmasıymış. İki paşa, 11. Kolordunun feda edilmesi karşılığı elde edilecek kolay zaferi birbirlerine kaptırmamak için adeta yarışıyorlarmış. O günlerde, kim önce Sarıkamış’a girecek yarışı içinde olan Enver Paşa ile Hafız Hakkı Paşa, askerin ve silahın iyisini 9. ve 10. Kolordularda toplamışlar, büyük çoğunluğunun askeri eğitim dahi almadığı bilinen aşiret birliklerine ise mevcut imkânları ile idare etmeleri ve sonuna kadar savaşmaları emredilmiştir.

Bu zor gülerin oluşturduğu karamsar ruh haline bağlı olarak, aşiret reisleri ile Halil Bey arasında olumsuz bir söz trafiği de başlamıştır. 11. Kolorduda görev almış olan aşiret reisleri, yiyecek ve giyeceğin bitmiş olduğunu, kış ortasında açlığa çare bulamadıklarını ve de en önemlisi asker için çok gerekli olan silahları temin edemediklerini, topa, mitralyöze karşı kılıçla savaşamayacaklarını, dolayısıyla evlerine geri döneceklerini, Halil Beye haber vermişlerdir. Halil Beyi aldığı haberler yıkılmıştır; çünkü bu gelişmenin, hem savaşın kaybı hem de ailenin sonu anlamına geleceğini iyi bilmektedir. İşte bu duygular içinde gidip gelmekte olan Halil Bey, daha sonra hayatına mal olacak ilk tohumu o zaman atmıştı. Aşiret reislerine, sözlerinde durmayıp savaş meydanını terk etmelerinin hem Osmanlı Ordusunu hem de Karakurt Bölgesinde yaşayan aşiretleri çok zor durumda bırakacağını, bununda beyliklerine yakışmayacağını hakaret dolu bir üslupla bildirmiştir.

Aralık ayına girildiğinde, Rus çarı II. Nikolay bölgeye gelir ve kazak askerlerini cesaretlendirmek amacı ile askerlerine nişan takar. Yine bu kapsamda sivil kesimi de ihmal etmez.Komutanlık binasında (Katerina Köşkü) tören yapılır.Bu törene Hüseyin Ağa da davet edilir. Hüseyin Ağa oğlu Abbas ile birlikte törene katılır. Çar törende, Hüseyin Ağa’ya Karakurt bölgesinde gösterdiği iyi idareden dolayı, bir yüzünde Çarın diğer yüzünde ise aynı törende bulunan Çariçe Aleksandra’nın resmi olan madalyayı takar. Hüseyin Ağa almış olduğu bu madalyayı, törene birlikte katıldığı oğlu Abbas Karakurt’a verir.

Çar ordusu ve sivil kesim ile bu şekilde ilgilenip moral depolarken, Osmanlı tarafında yaşanan maddi ve manevi olumsuzluklar nedeniyle Aralık ayında da hiçbir gelişme sağlanamamış, 9. ve 10. Kolordu cephelerinden de beklenen olumlu haberler gelmemiştir. 1915 yılı Ocak ayına girildiğinde, Osmanlı Ordusunun Sarıkamış Harekâtını başarısız bir şekilde noktaladığı haberi köye ulaşmıştır.

Gelişmeler bağlı olarak tüm şartlar, bir anda Ailenin aleyhine dönmüştür. Ailenin bir bütün olarak Osmanlı Ordusuna yardım ettiğini öğrendikleri zaman sessiz kalmış olan Ermeniler, savaşın Ruslar lehine dönmesi üzerine, Ailenin savaşın başlayışından bitişine kadar Osmanlı ordusuna yardım ettiğini, Ruslara ihbar etmişlerdir. Olayın doğru olduğunu öğrenen Karakurt Rus kazak Alayı komutanı General Baratov, Hüseyin Ağanın Karakurt bölgesi yöneticiliğine derhal son vermiştir. O yıl kışın şiddetli ve karın bol olması, aileyi, kış aylarında Rusların ve Ermenilerin zulmüne karşı korumuştur. Ancak, havaların ısınması ve karların erimeye başlaması ile Karapınar’da yerleşik Ermeniler, Ruslardan almış oldukları silahların verdiği güçle ve de Rusların teşviki ile Yoğunhasan Köyüne baskın yapıp, talan yapmışlardır.

Rusların ve Ermenilerin yaptıkları taciz yetmezmiş gibi, aile içinde de karşılıklı suçlamalar ve buna bağlı olarak sürtüşmeler başlamıştır. Tüm gelişmeler Aileyi maddi ve manevi olarak çökertmiştir. Rus ve Ermeni baskısının artarak devam edeceği ve bu duruma daha fazla dayanamayacaklarını anlayan Hüseyin Ağa ve kardeşi Ali Ağa, Yoğunhasan’ı terk ederek, daha güvenli olacağını düşündükleri annelerinin köyüne gitmeye karar vermişler. Hacı Halil (Xelık)’ın ikinci hanımı olan Huriye (Hore) Hanımın köyü olan Balıklı Köyüne, Aile 1915 yılında zorunlu olarak göç etmiştir. ../.

Selam ve sevgilerimle
Muhsin KARAKURT