|
GEÇMİŞTE ULAŞIM YOLLARI ULAŞILAMAYAN KARAKURT
Giriş
Konumuz, köyler, şehirler arasında, bir şeyi bir yerden başka bir yere aktarmaya veya bu yerler arasında gidiş gelişi, münakaleyi sağlayan, medeniyetin esaslarından biri olan yollar. Medeniyet tarihinde yollar, toplumun yerleşiminde, insanların yaşayışında her zaman önemli bir yer almıştır. Sırf bu yüzden geçmişte seyrüseferi sağlayan yollar üzerindeki güvenliğini sağlanması için derbent teşkilatları dahi kurulmuştur.
1825 yılından itibaren İngiltere ve Amerika’da demiryolu faaliyete başlamış iken, yazarken içimi sızlatan gerçek ise, bu tarihlerde Kars’ın Karakurt Bucağı’nı dünya ile buluşturan bir karayolunun bulunmamasıdır. İpek ve Baharat Yolları’nın geçtiği mekânlardaki yerleşim birimleri gelişirken, bu ve benzeri yollar üzerinde yer alamayan yerleşim birimleri ise sadece varlıklarını sürdürebilmişlerdir. Karakurt Nahiyesi, ikinci grup içerisinde yer almıştır.
Ulaşım için gerekli olan yollar, dağ, su gibi yolu uzatacak doğal engellerin az olduğu arazilerde yapılmışlardır. Basit bir anlatımla, ulaşımın şekillenmesinde coğrafik, ekonomik, politik ve sosyal faktörler etkili olmuştur. Özellikle coğrafik yapının yol yapımına olan olumsuz etkisini, tarihi seyir içerisinde Karakurt Bölgesi’nde gözlemleyebiliyoruz; bir yanda, doğu batı hattını oluşturan Aşağı Pasin Vadisi’nin/Aras Vadisi’nin aşılmaz arazi yapısı, diğer yanda kuzey güney hattında Aras Nehri’nin yol vermez hırcın suları. Gürsoy SOLMAZ, Tarihi Coğrafya adlı eserinde, “Aras Nehri ve havzası tarihi boyunca doğal yolların geçtiği bir güzergah olmuştur. …Urfalı Mteos… Melikşah’ın gemilerle bu ırmağın karşı kıyısına askerlerini geçirdiğini yazar. Mukayese edersek Aras nehri bugün, ne o kadar geniş ne de debisi yüksek bir nehir değildir. Hele karşıdan karşıya geçmek için ne derinliği ne de genişliği o bahsedilen kadar değildir.”ifadelerine yer vermiştir. İşte bu aşılmaz nehir, Karakurt’ta yıllar yılı kuzey güney geçişine imkan tanımamıştır.
1.Gırnavuk Mezrası ulaşım yolları: Karakurt Ailesi, yaklaşık 1780’li yıllar itibariyle, Erzurum Eyaleti Pasin Sancağı içinde göç etmişlerdir. Ailenin göçü, “Yukarı Pasin”den, o zamanlar “Aşağı Pasin” olarak isimlendirilen bölgenin içinde yer alan ve “Gırnavuk” olarak adlandırılan mezraya olmuştur. Diğer bir anlatımla sürülerinin otlaması için Aşağı Pasin’de satın aldıkları otlak araziye taşınmışlardır.
Bu dönemde Gırnavuk Mezrası’nda yaşayan Karakurt Ailesi’nin ağırlıklı olarak kullanmış oldukları iptidai yol, Yukarı Pasin ila Aşağı Pasin’i birbirine bağlayan batı hattıdır. Bu yıllarda, güney doğuda yer alan Kağızman Sancağı ile sosyal ve idari yönden irtibatları olmadığından, güney doğuya düşen bu hat, muhtemelen tuz alımı ile ilgili olarak çok cüzi olarak kullanılmış olsa gerek.
Tarihte, Aşağı Pasin, Kağızman Pasini olarak da anılır. Aşağı Pasin, batıda, Şeytan Geçmez Boğazı olarak anılan Aras Vadisi’nden başlayıp, Karakurt Bucağı bölgesi dağlık arazisinde devam edip, doğu’da, Aladağ’ın altında Kağızman Demir Kapısı Boğazı’na kadar uzanan bölgedir.
Bu bölgede kullanılan yola, Timur’a gönderilen İspanyol sefiri Ruy Gonzales de CLAVİJO’nun seyahat ve sefaret izlenimlerini içeren ANADOLU ORTA ASYA ve TİMUR adlı eserde rastlıyoruz. Eserde, yolun güzergâhı aşağıda ki anlatılmış. “Erzurum’dan hareketle, Partir Havan (Hasankale) köyünde yattık. Burası, pek müstahkem bir mevki olan Avnik şehrine bağlıdır…. Cuma günü, Esnemo adında bir köye vardık. O gece ve Cumartesi günü burada dinlendik. … Pazar günü yola koyulduk. Deliler (Deli Baba) köyü adında bir yere vasıl olduk. …26 Mayıs Pazartesi günü bu deliler köyünden hareket ederek, Aras nehrine ulaştık ve kıyısında mola verdik. Bu, bütün havaliyi dolaşan muazzam bir nehirdir. O gün yolculuğumuz çukurlar ve tepeler arasında geçti….27 Mayıs Salı günü Nadjoy köyünde istirahat ettik. .. Tekrar Aras kıyısında ilerlemeğe devam ettik. Yol bozuk ve birçok yer dimdik idi. Ertesi gün yine bir köyde kaldık. Burada, dağın tepesinde kurulmuş bir kale vardı. Dağ-taş tuz kayaları ile kaplıydı. Civar köylerden gelenler buradan tuz alıp yemeklerinde kullanıyorlarmış.”
Yine bu dönemde, güney yönüne giden ulaşım yolunun olmadığı söylenebilir. Bunda, gerek bu bölgede yerleşimin olmaması ve gerekse Aras Dağları’nın geçit vermez yüksekliklerinin etkisinin olduğu söylenebilir.
Kuzey ve kuzey doğuya olan istikamette ise Karakurt yerleşim bölgesi bulunmaktadır. Karakurt’a Aras kıyısında oluşturulmuş doğal patikalar izlenerek gidilirmiş. Yine bu yıllarda Sarıkamış diye bir ilçe olmayıp, bölge tamamen boş olduğundan, bu bölge ile ulaşım yolu yoktur.
Karakurt Bölgesi’ndeki ulaşım yolları, yaklaşık olarak 19 uncu asrın başlarına kadar anlatıldığı şekilde oluşmuştur. Söz konusu ulaşım yolları çok iptidai olup, ulaşım yaya veya başta at olmak üzere hayvan gücü ile yapılmaktadır. Bu dönemde ulaşımda taşıt bulunmamaktadır. Ulaşım imkanlarının olumsuz olma özelliğinin doğal sonucu olarak, bölge askeri istilaların dışında kalmıştır.
2.Yoğunhasan Köyü ulaşım yolları: Karakurt ve civarına sahip olan mukimlerin, bölgeyi terk etme arzularına bağlı olarak, elden çıkarmak istedikleri topraklardan Yoğunhasan’a, Karakurt (o zamanki isimlendirme ile “De’we”) Ailesi talip olup, satın alır. Yaklaşık olarak 19 uncu asrın başlarından itibaren Gırnavuk mezrasını terk ederek, Yoğunhasan’a yerleşmeye başlarlar.
Asrın başlarında, var olan yol güzergâhlarında ve yolların patika yapısında kayda değer bir gelişme olmamıştır. Yoğunhasan Köyü’ne yerleşim ile birlikte bu dönemde, Karakurt’a Aras Vadisi’nden giden yol güzergâhına bir yeni güzergâh daha eklenmiştir. Bu hat, Aras Vadisi’ne tepeden bakan Kuşboğa denen mevkiden başlar, Salut olarak isimlendirilen mevkiden geçip, Karakurt’ta sonlanırmış.
Karakurt Ailesi, gerek akrabalık kurarak ve gerekse altın sayarak, Karakurt’ta yaşayan mukimlerden, Soğanlı Yaylası’nı kullanma hakkını 1810-15’ler civarı elde etmişler. Buna bağlı olarak o dönemde Soğanlı Yaylası ile Yoğunhasan Köyü arasında yeni bir hat oluşturmuşlar. Kocakilise Köyünden başlayan bu güzergâh, İsnos denilen çayırlık bölgeden geçip, Soğanlı Yaylası’nda sona erermiş. Aynı yıllarda, Akkoz tarafı da satın alınarak, Ailenin bir kısmı buraya taşınmıştır. Bu yeni yerleşim sonucu, Yoğunhasan-Akkoz, Karakurt-Akkoz arasında ulaşıma imkan sağlayan patika yollar meydana gelmiştir.
1828 ve devam eden yıllarda Rusların ilk kez bölgeye gelmeleri ve bölgede büyük talan ve katliam yapmaları sonucu yaşanan kıtlık ve hastalıklar neticesi, bölge sakinlerinin ekserisi ölmüş, diğerleri ise hayata tutunma mücadelesi vermişlerdir. Bundan Yoğunhasan’da yaşayan Karakurt Ailesi de nasibini almış, bir iki kişi hariç, aile bireylerinin tamamı hastalıktan ölmüşlerdir.
Bölge yaklaşık 1850’li yıllardan itibaren tekrar toplanmış ve Yoğunhasan Köyü’nün güneyindeki bölgelere aşiretler ile bazı Türk boyları tek tük yerleşmeye başlamışlardır. Buna bağlı olarak, güneye doğru yeni patikalar oluşmuştur.
Karakurt-Yoğunhasan bölgesinin güneyinde yaşanan bu gelişmeleri, izleyen yıllarda kuzeyde yaşanan gelişmeler izlemiştir. Ruslardan kaçan Çerkezler, yaklaşık 1966-67’lerden itibaren, Sarıkamış bölgesine yerleşmeye başlamışlardır. Bunun doğal sonucu olarak, Karakurt-Sarıkamış Çerkez köyleri arasında ulaşımı sağlayan patikalar görülmeye başlanmıştır. Aynı yıllarda Yoğunhasan’da yaşayan Karakurt Ailesi, bölgede ekonomik olarak çok güçlü bir duruma gelmiş ve Karakurt’a yerleşmeye başlamışlardır. Takip eden yıllarda 1871 yılında yürürlüğe giren Vilayet Nizamnamesi ile Osmanlı Devleti taşra örgütlenmesi, vilayet, sancak, kaza, nahiye ve köy biçiminde şekillendirilmiş, bu düzenlemeyi takiben Karakurt, Erzurum Vilayeti, Kars Sancağı, Kağızman Kazası’na bağlı bir nahiye olarak teşkil edilmiş ve yönetimi Karakurt Ailesine verilmiştir. Bu gelişime bağlı olarak, bölgenin merkezi haline gelen Karakurt’un ulaşım yollarının iptidai de olsa arttığı bilinmektedir.
Bu yıllarda ulaşım yine yaya veya başta at olmak üzere diğer hayvan gücü ile yapılmıştır. Bu dönemde ulaşımda, askeri ihtiyaçlar hariç taşıt bulunmamaktadır.Diğer yandan bölgenin ana ulaşım arterleri dışında kalması, istilaya uğramasını da engellemiştir. Bölgenin kuş uçmaz kervan geçmez özelliğinden olsa gerek, Urartu Kralı Menua’nın mezarı olarak tahmin edilen kale mezar burada yer almaktadır.
3.Karapınar Köyü ulaşım yolları: Yukarıdaki anlatımdan da anlaşılacağı üzere, Gırnavuk, Yoğunhasan ve Karakurt’tan geçen bir karayolu bulunmamaktadır. 93 Harbi (1877-78 Moskof Harbi) sonrası Kars bölgesi, haritalarda, Çarlık Rusyasının toprakları olarak gösterilmeye başlanmış ve Ruslar tarafından garnizon şehri (oblast) ilan edilmiştir. Takiben Sarıkamış askeri üs olarak inşa edilirken, bölgedeki ulaşım yolları da Çarlık Rusyasının askeri ihtiyaçlarına bağlı olarak değişmeye ve gelişmeye başlamıştır. Çarlık Rusyası, sıcak denizlere inme arzusuna bağlı olarak, Kars yöresinde demiryolu (Kars-Sarıkamış demiryolu 1908’de inşa edilmiştir.) ve karayolu yapımına önem verilmiştir. İşte bu kapsamda Karakurt-Karapınar’dan geçen ilk karayolu Çarlık Rusyası zamanında yapılmıştır.
Çok önemli trafiği olmasa da, geçmişte, doğu-batı koridorunu kullanan askeri birlikler, Karakurt Bölgesi’nde iki yol izlemişlerdir. Birincisi: Horasan’a bağlı Aliçeyrek Köyü toplanma yeri olarak başlangıç noktası olmak üzere, buradan Aras Nehri’nin kuzey yakasına geçilir, dağ yamaçları takip edilerek, Kızılkilise Köyü, Kocakilise Köyü ve Karakurt Nahiyesi’nin üst yamaçlarından Mescitli Köyü’ne ulaşılırdı. Diğer ikinci yol ise Velibaba’dan başlar, Aras Dağları’nın kuzey yamaçları takip edilerek Balıklı Köyü, Başköy Köyü üzerinden Zaraphane Köyü’ne inilirdi. O yıllarda bugün kullanımda olan Horasan Karakurt Sarıkamış karayolundan eser yoktur. Çarlık Rusyası Karakurt Bölgesi’ni hâkimiyetlerine aldıktan sonra, yukarıda belirtilen ve doğu-batı yönlü iki askeri güzergâhı, Rus Şosesi dediğimiz kuzey-güney yönlü yeni bir hatla birleştirmişlerdir. Bu yeni hat Sarıkamış’tan başlayıp, Keklik Deresi, Polpoşta, Düzmeşe, Mescitli Köyü, Karakurt Nahiyesi’nde Aras Nehri üzerinde yapılmış demir köprü üzerinden Karapınar Köyü’nün yanından Başköy Köyü’ne erişen bir şoseydi. 1900’lü yıllardan itibaren yapımına başlanmış olan yolun yapımında, yerli halkın yanı sıra Tatarlar da çalıştırılmıştır. Çarlık Rusyasının 1915 yılından itibaren Erzurum’a yönelmesi ile bu yol Horasan’a kadar uzatılmıştır.
Çarlık Rusyası yetkilileri, 93 Harbi sonrası yaşanan nüfus hareketlerine bağlı olarak Kars’a; Erzurum, Gümrü, Revan ve Tiflis civarından Ermenileri, İran’ın kuzeyinden Yezidi Kürtleri, Sivas, Batum ve Doğu Karadeniz’den Rumları, Don bölgesinden Kazakları, Estonya bölgesinden Alman asıllı göçmenleri, Stavropol bölgesinden Malakanları ve Dukhoborları, Minsk bölgesinden Polonyalıları ve Khalkhol’ları yerleştirirler. Bu yeni yerleşiklerin çoğu, güvenlik açısından, var olan veya daha sonra yeni yapılan yolların kenarlarına yerleştirilmiştir. Bu kapsamda Erzurum’dan getirilen göçmen Ermeniler, kuzey güney hattında yeni yapılmış yolun kenarına inşa edilmiş başta Karapınar Köyü olmak üzere Gülentap, Başköy, Armutlu Köylerine 1903-5 yıllarında ikamet ettirilmiştir.
Çarlık Rusyası döneminde de Karakurt Bölgesi’nde ulaşım yine yaya veya başta at olmak üzere diğer hayvan gücü ile yapılmıştır. Bunun yanı sıra ulaşımda atlarla veya öküzlerle çekilen Malakan furgunu, kağnı gibi araçlar da kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönemin sonlarına doğru, askeri hizmetlerde kullanılan motorlu araçlar yollara çıkmıştır. Karakurt Bölgesi’nde yolların ulaşıma açılmasıyla birlikte, bölgeye ulaşım kolaylaştığından, aynı paralelde Rus ve Ermeni baskı ve zulmü de gündeme girmiştir.
Sonuç: Tarihin derinliklerinde Karakurt Bölgesi, yol fakiri bir yöredir. Bunda Aras Vadisi’nin dağlık yapısı ve Aras Nehri’nin azgın sularının etkisi büyük olmuştur. Dolayısıyla bölge, kuş uçmaz kervan geçmez bir diyardır. Bu doğal özelliğinden olsa gerek, Urartu Kralı Menua’nın mezarı olarak tahmin edilen kale mezar burada yer aldığı gibi, Karahanlılar Devleti kurucularından olan Gegili (Çiğil) Boyu ve daha sonraki yıllarda Kurtreis Soyu buraya yerleşmişlerdir.
Aras Nehri ilk kez Çarlık Rusya zamanında yapılan demir köprü ile geçilmiş ve yine bu dönemde yol yapılmıştır. Yol yapımına kadar bölge korunaklı bir yapıya sahip olup, bu nedenle kuzey ve güneyinde yer alan cılız yollardan geçen küçük askeri birliklerin saldırılarına maruz kalmamıştır. Ancak Rus şosesi yapıldıktan sonra, durum değişmiş, bölge Rus ve Ermeni saldırılarına açık hale gelmiştir.
Selam ve sevgilerimle... Muhsin KARAKURT
|