| Onbirinci Düş |
|
|
|
| Administrator tarafından yazıldı. |
|
Onbirinci Düş BİR YOLCULUĞUN HİKAYESİ
Solgun ve sararmış Berojda, bildiğimiz kışlardan hiç bir eser yoktu. Hatta Aralık ayının sonunda ve Ocak başlarında hala kar yağmamıştı tam aksine arasıra yağmur çiseliyordu. Köyün koyunları hala sararmış bozkırlarda yayılıyor ve geceleri köye sağnak halinde yağmur yağıyordu. Belli ki değişen zaman ve insanlar gibi iklim de değişmişti. Artık herşey değişmişti , insanlar daha da çok değişmişti. Ne Aralıkta kış vardı nede insanlarda sevecenlik. Eski köylüler çoktan göçmüş yerine yarı kasabalı yarı köylü çıkarcı ve çoğu şeye art niyetli ve çıkarcı yaklaşan bir insan gürühu kalmıştı. Öyle ise yapacak bir şey yoktu, eski insaların izini sürmek gerekiyordu. Ben de öyle yaptım eskiden dinlediğim hikayeleri bir araya toplayıp tarihin ve mantığın süzgecinden geçirip delilleri ile birlikte kendime göre yoğurmaya başladım. Öyle ya eğer bir yerlerde bir trajedi yaşandı ise mutlaka zamanda ayak izlerini bırakmıştır. Ayak izlerinden giderek olayı yeniden yaşayabilirmiyiz? İnsanların o trajedi içinde yaşadıklarını ve hislerini yeniden duyabilirmyiz? Bir sabah erkenden uyandım ve kader yoldaşlarım olan Selim, Ziya ve Avcı Ahmet ile yola koyulduk. Hava güneşliydi ve yazdan kalma bir gün yaşıyorduk. Öyleki önceki gece yağan sağnak yağmurdan eser yoktu. Yoğunhasan yolu çamurlu olduğu için Berojun yamaçlarından Osman amcanın tarlasının içinden Kuşboğa yoluna doğru ilerlemeye başlamıştık. Hamit amcaların tarlasını geçtikten sonra Kanya-Gollıka kayasının üzerinden Yoğunhasana bir süre baktım. Mevsim kış olmasına rağmen hava ılık bir Ekim havası gibi ılık ve esintisizdi. Kayanın güneş alan yamacına sırtımı dayayıp biraz düşünmeye başladım. Tevrat teyzemin bana soba başında romatizmalı dizlerini ısıtırken asrasıra duraklayarak anlattığı o baskın hikayelesini yeniden duyar gibiydim. Ziya keklik avlamak için dereye inmişti Avcı Ahmet ise etrafa bakınıp duruyordu. Yoğunhasan harabelerine bakınca bir anda 1919 Mart ayının başı ermenilerin baskın yapmasını anımsadım. Eğer olay anlattıkları gibi olduysa o zaman o köyü basmak için bulunduğum noktadan daha iyi bir mevzi olmazdı. Mutlaka ermeni çetesi buraya gelmiş olmalıydı ve buradan köye ateş etmişlerdi. O zaman burada bu olayı doğrulayacak bir kanıt bulunmalı. Eğer ermeni elindeki mavzerle ile buradan ateş ettiyse mutlaka etrafa tüfek fişeklerinin boş kovanları yayılmıştır diye düşündüm. Ama aradan doksan üç yıl geçmişti ve zaman bu izleri silmiş olmalı diye düşündüm. Kayaların çatlaklarını ve insan ayağının değmediği ve basmadığı kovukları ve uçurumdaki dehlizleri araştırmaya başladım. Sonunda hayvan ve insan ayağının basamadığı bir yarda iki adet rus ordusu beşli buldum. Daha aşağisında ise bir tane daha... Demek ki o ermeniler bu taşı siper aldı ve karşıdaki Yoğunhasan köyünede canını kurtarmaya çalışan insanlara tam buradan ateş etti...
|








