Pazar, 05 Şubat 2012
 
 
Ana Menü
Anasayfa
KARYADER
YAZARLARIMIZ
Sağlık Köşesi
Anılar ve Tanıdık Yüzler
Dost Siteler
Ziyaretçi Defteri Arşivi
İçimizden Biri
Bölümler
Sarıkamış'a Dair
Sponsor Bağlantılar
HABERLER
Ziyaretçi Sayacı
mod_vvisit_counterBugün Tekil151
mod_vvisit_counterDün197
mod_vvisit_counterBu Hafta1755
mod_vvisit_counterBu Ay1019
mod_vvisit_counterTüm Zaman230292
Sayaç
Ziyaretçi Defteri
Musa KARAKURT'la röportajımız. PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   

Almanya’dan ziyaretimize gelen başarılı iş adamı Musa KARAKURT’ la Almanya, iş hayatı, köyümüz ve gelecekle ilgili konuştuk. Gazetecimiz Turgay ve Yahya’nın sorularını cevaplayan Musa’yla röportajımızda büyük bir keyif aldık. Kendisine iş hayatında başarılar diler. Mutluluklar hep onunla olsun. Bu harika paylaşımı site aracılığıyla sizlerle iletmekten dolayı sevinçliyiz. Bundan sonraki söyleşilerimiz devam edecek…

Bize kendinizden bahseder misiniz?

Köy evlerinin yaylaya gidişi zamanında, takriben Temmuz ayında Sarıkamış, Karapınar köyünde dünyaya geldim. Ben daha doğmadan 15 gün önce amcaoğlum Harun dünyaya gelmişti. Babam onun ismini Harun daha sonra benim ismimi de Musa koydu. Musa ve Harun ikilisi olarak çocukluk günlerimizi beraber geçirdik. İlkokulu Karapınar ilkokulunda okudum. Daha sonra çeşitli sebeplerden, öğrenim hayatıma ara vermek zorunda kaldım. 15 yaşına kadar köyde bağ, bahçe, hayvancılık ve tarım işleriyle uğraştım. Almanya’ya gittikten sonra eğitim hayatına kaldığım yerden devam ettim. 4 yıllık bir eğitimden sonra zorunlu eğitimimi tamamlayarak iş hayatıma başladım.

Bize iş hayatınızı anlatabilir misiniz?

Zorunlu eğitimimi bitirdikten sonra oto yıkamada işe başladım. Dört yıl işçi olarak çalıştım. İşi çok iyi yapıp kavradığım için işverenle aram çok iyiydi. Bu arada işyeri sahibi oto yıkama yerini satmak istedi. Bizde teklifimizi sunup işyerini devraldık. Oto yıkama dediğimiz yer teknik olarak en son teknolojik sistemi kullanmakta olup. Tamamen tekstil malzemesi kullanmaktadır. Dışarıdan gelen araç ön yıkamadan geçip, otomatik yıkama yerine geçer. Otomasyon sistemle çalışan fırçalar el değmeden yıkanıp, cilalandıktan sonra, kuru bir şekilde sistemden çıkar. 2003 ten beri yıkama yerini çalıştırmaktayız.

Köydeki hayatınızı bize kısaca anlatır mısınız?

Babamın erken ölümü ve abilerimin dışarıda okuması, köydeki tüm işlerin bana kalmasına sebep oldu. Kış günlerinde sabah erkenden kalkar ahıra gider hayvanlara yem verirdim. Kısaca kış rutin bir şekilde devam etti. Karın çok yağdığı zamanlarda damların üzerini süpürürdüm ve boş zamanımızda kar üzerinde top oynardık. Yaz günlerinde hayvanları otlatmaya giderdim. Tarım zamanında yaşımın küçüklüğünden dolayı, tarlada tırmık işini yürütürdüm. Kısaca her çocuğun köydeki yaşadığı tüm etkinlikleri birebir yaşadım.

 

 

 

Doğup büyüdüğün topraklardan uzak dilin, dinin, kültürün yabancı olduğu bir ülkede yaşamak nasıl bir duygu?

İlk etapta çok zorluklarla karşılaştım. Almanca dilini bilmediğimden dolayı iletişim sıkıntısı çektim. Sosyal devlet yapısı gereği dışarıdan gelen yabacılara dil eğitimi verilir. Bir yıl boyunca Almanca öğrenimini gördüm. İlk başta kendini toplumdan izole ediyorsun. Zamanla oradaki şartlara uyum sağlayıp, temeldeki örf ve adetlerini unutmadan kendine bir yol çiziyorsun. Türkiye’deki insanlar kadar bazı konularda şanslı değiliz. Örneğin helal kesimden dolayı istediğin yemeği bulamıyorsun. Madalyonun diğer tarafından bakacak olursak, sosyal yapı, teknolojik imkânlar bakımından Türkiye’ye nazaran çok öndeler.

Sizi oraya çeken gerçek nedir?

Beni Almanya ya çeken gerçek, Ablamın amcaoğlu Selçuk abi ile evlenip Almanya ya yerleşmesidir. Ablamın yalnızlıktan dolayı sıkılması beni oraya götürmesine sebep oldu. Almanya’da ki yaşam şartları, sosyal faaliyetlerin zenginliği, insanlara verilen değerin fazlalığı, devletin sosyal duyarlılığını yerine getirmesi benim Türkiye’ye dönüş planlarımı değiştirdi.

Spora ilginizi biliyoruz, spora olan ilginizi neye bağlıyorsunuz?

Köy yaşantımda genelde futbol oynardım. Hatta öyle bir tutkuydu ki kar üzerinde bile futbol oynardık. Bu tutkum Avrupa’da da devam etti. Fakat Almanya’da ki futbol maceram biraz daha profesyonelceydi. Almanya’nın bir takımında lisanslı futbolcu olarak top oynadım. Ayağımdaki ufak bir rahatsızlıktan dolayı futbol hayatımı yarıda bırakmak zorunda kaldım.

Spora olan tutkum beni başka arayışlara sürükledi. Daha sonra fitness (vücut geliştirme) salonuna kaydoldum. Yaklaşık dokuz yıldır bu spor dalıyla uğraşıyorum.

Bazen oturup kendinizi dinlediğinizde, içinizdeki ses gurbet konusunda size ne fısıldıyor?

Bazen gözlerimi kapatıp hayallere daldığımda kendimi köyümün dağlarında, o güzel doğadan gelen sadeliğin içinde, güzel kokuların, temiz havanın bir de o güzelim iğde ağacının kokusunu arar oluyorum. Ayrıca yeni doğan kuzuların anneleri ile bir araya geldikleri zaman ki o kargaşa anı beni hüzünlendiriyor. Bunu biraz da kendimize uyarlıyorum. İçinde bulunduğumuz durumu da onlara benzetiyorum. Bizde sevdiklerimizden uzak, gurbetin hasretini içimizde yaşıyoruz. Bende köye gelişimi, tıpkı kuzuların annelerini bekleyişine benzetiyorum. Onlara kavuşmak için sürekli bir arayış içerisindeyiz. Halen bazı seslere özlem duyuyorum. Çekirge sesi, bebuk sesi, o eşsiz Aras nehrini akıntı sesi ve kaçınılmaz olan kavak ağacının hışırtısı beni alıp götürüyor…

Geçmiş köy yaşantınızla ilgili unutamadığınız bir anınız var mı?

(Öncelikle anıma başlamadan Hacı Osman amca ve eşini rahmetle anıyorum.)

Boş kaldığımız zamanlarda hem bir gezintiye çıkmak hem de yeni olgunlaşmış olan kirazları yemek için ben, Yahya abim, Cafer abi ve Harun aşağı köye gitmeye karar verdik. Ertesi gün sabahın ilk ışığıyla birlikte yola çıktık. Yol boyunca neşeli sohbetler eşliğinde yürüdük ve aşağı köye vardık. Ağaçların içine gitmek bizim için bir tutkuydu. O gün yine bizim için heyecan ve macera dolu bir gündü.

Tepede ki kiraz ağaçlarında kirazları yerken Hacı Osman amcanın tarlasındaki (zevya kumê) salatalar adeta bize göz kırpıyorlardı. Biz de daha fazla dayanamayarak yukarıdan aşağıya doğru kendimizi salataların içinde bulduk. Bir yandan salataları yerken bir yandan da salataları kucağımıza dolduruyorduk. Tam karnımızı doyurmuş, kucaklarımızı da salataları doldurmuş gidiyorken, Osman amca, hanımı ve torunu birden çıkıverdiler. Osman amca durumu görüp yanımıza yaklaşınca kucağımızdaki salataları yere attık. Hacı amca yanımıza geldiğinde ‘’yediğiniz yetmedi, koparıp yerlere atmışsınız’’ dedi. Yerde ki salataları alıp yere fırlatmaya başlayıp tepkisini gösterdi. Bizlerde korkudan sırra kadem bastık. İşleri bitmiş eve dönerlerken yukarıda bizim onları gözlemlediğimizi görünce torunu bozuk şive ile bize “hırhızlar” diye bağırıyordu. O ses hiç kulağımdan çıkmadı…

Sevdiklerinizden uzak hep bir sıla hasreti ile yanmak, istediğinde sevdiklerine gelememek sana neler hissettiriyor. Yani kendini çaresiz hissettiğin oluyor mu?

Almanya’ya ilk gidişimde oraya alışamadığım için ailemi ve akrabalarımı aşırı derecede arar oldum. O hasretliği de sadece telefon aracılığıyla gidermeye çalışıyordum. Ama bu çoğu zaman yeterli olmuyordu. Bazen köyden götürdüğüm fotoğraf albümünü alır, resimleri teker teker inceler, resimdeki her anı hissetmeye çalışırdım. İçimdeki sıla hasretine geçici de olsa bir avuntu oluyordu. Bazen de Selçuk abinin sazının telinden dökülen nağmeler eşliğinde köye hayali bir yolculuğa çıkardık.

Derneğimiz KARYADER’ in yaptığı çalışmaları nasıl buluyorsunuz?

Karyader’in çalışmaları olumlu buluyor. Kısa bir süre içerisinde yapılan işlerden dolayı büyük bir başarıya imza atmıştır. Derneğin köye yaptığı katkılardan dolayı, köy halkı için umut ışığı olmuştur. Büyük çalışmalar güç birliğiyle olur. Bunu da Karyader başarmıştır. Daha nice güzel çalışmalar sergileyeceğine inanıyorum.

Karakurtlar36 adlı sitemiz hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Bütün Karakurtlar’ın buluşma noktası olan sitemiz, hedeflediği amaçlar doğrultusunda ilerlemesine devam edecektir. Teknolojik gelişmeler hız kesmeden büyümekte ve gelişen dünyaya ayak uydurmak bir zorunluluk olmuştur. Neticede karakurtlar36 sitesi doğmuştur. Türkiye’nin ve dünyanın birçok yerinde dağınık, kabuğuna çekilmiş bir şekilde yaşayan Karakurtlar’ı bir mercek altında toplayıp, paylaşım ortamı doğurmuştur. Forumda istediğim paylaşımda bulunuyor. Paylaşımlara yorum yapabiliyorum. Tüm akrabaları burada gördüğüm için, onlarla rahatlıkla iletişime geçebiliyorum. Ayrıca forumdaki öznel paylaşımları çok önemsiyor ve takip ediyorum. Emeği geçen herkese teşekkürleri iletirim.

Karakurt ailesinin son durumunu ve geçmişten duyduğun ve öğrendiğin kadarıyla nereden nereye gittiğini bize özetler misiniz?

Karakurt ailesi büyük bir camiadır. Türkiye’nin değişik illerinde devletin üst kademelerinde çalışan, başarılara imza atmış bir ailedir. Aile bireyleri arasında özverili bir birliktelik var. Son durumu olumlu görmekteyim. Yaklaşık son elli yıldan bu yana ilk defa ailede bir uyanma kıpırtısı görmekteyim. Bu durum beni oldukça umutlandırdı. Dedelerimizin bürokrasi alanındaki etkinliğini yeni nesille devam etmesini umut ediyorum.

Son olarak Karakurt ailesi mensuplarına ne demek istersiniz?

Genç nesil olarak geçmişte büyüklerimizin yapmış olduğu faaliyetleri referans alıp bunun üzerine günün şartlarına uygun olarak yeni projeler üretmeliyiz. Yeni neslin genç, dinamik, akılcı, çalışkan, üreten, hiçbir zaman mevcut olanla yetinmeyen ve daha iyisini elde etmek için çalışan bir ruha sahip olmalıdır. Akıp giden zamana yön veren, geçen zamanın geri gelmeyeceğinin farkında olan bir nesil olmalarını diliyorum. Ağaçtan düşen yaprak gibi rüzgarın bizi savurması yerine bizim kendi geçmiş ağırlığımızla kendimize yön vermemiz gerekir.