Pazar, 20 Mayıs 2012
 
 
Ana Menü
Anasayfa
KARYADER
YAZARLARIMIZ
Sağlık Köşesi
Anılar ve Tanıdık Yüzler
Dost Siteler
Ziyaretçi Defteri Arşivi
İçimizden Biri
Bölümler
Sarıkamış'a Dair
Sponsor Bağlantılar
HABERLER
Ziyaretçi Sayacı
mod_vvisit_counterBugün Tekil133
mod_vvisit_counterDün321
mod_vvisit_counterBu Hafta2168
mod_vvisit_counterBu Ay5877
mod_vvisit_counterTüm Zaman262925
Sayaç
Ziyaretçi Defteri
Eylül Göçleri PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   

Eylül  Göçleri

Insanoglu, büyük adam olmak için heveslerle doludur, fakat bir gün anlar ki, sadece bir küçük adamdır; mutlu olmak için heveslerle doludur, fakat bir gün anlar ki, sadece mutsuzdur; mükemmel olmak için büyük hevesler  tasır, fakat bir gün anlar ki, sadece kusurlarla doludur; insanlar tarafından sevilen ve sayılan bir kimse olmak için  devamlı ümitler tasır, fakat bir gün anlar ki, kusurlarından  dolayı insanların sadece horgörüsüne lâyıktır.

Büyük adam olmak için her sene Eylül de göçmen kuşlar gibi göç etmeye alışmış bir çocuğun hayat hikayesidir bu. İçinde bulunduğu ailenin dışında ve köyünden başka bir şey görmemiş olan bu çocuk içine itildiği serüvenden başarılı olarak çıkmak için canla başla çalışır ve her türlü şartlarla mücaddele eder sonunda başarır ama geri ye dönüp baktığında acaba değermiydi diye düşünmeye başlar. Eğer mesele bir ekmek kavgası ise bu kavgayı daha başka şekilde veremezmiydi? Gittiği bunca çileli ve engellerle dolu yolları niçin aşmıştı? Mesele yalnızca karın doyurup zenginlere benzemek için çaba harcamakmıydı? Şimdiye kadar gittiği yol nereye gidiyordu? Eğer amaç büyük adam olmaksa büyük adamlık bumuydu? Bu yol nereye gidiyor ? Yolun sonu bir hiçlik ve hayalet bir şehire varmaksa çekilen bunca eziyet ve azaba değermiydi? Eğer yolun ucu Allah’a varmıyorsa bu yol beş para edermiydi ?

Beni anlamak için Süleyman olmak gerek, Süleyman olmayan Asaf’ın * değereini nereden bilsin?  Kentte büyümüş ve yaşamını beton ve kent gürültüsüne göre ayarlamış olanlar ne demek istediğimi nereden bilsin? Insan olmayan bu alemde insan kıymetini nereden bilsin? Eylül bir göç ayıdır. En azından benim için hep böyle olmuştur. Hayatımda önem verip özlediklerim hep Eylül ayına göç etmişlerdir. Her nedense bu ayda yeni bir hayata doğru göç başlardı. Tabiatla birlikte insanlar ve hayvanlar adeta Eylüldeki göç için yarışırlardı.

Eylül ayında vesikalık fotoğraf çekmek üzere  kırağı düşmüş bir sabah Aras nehrini yarı çıplak geçip karşıdaki asfalt yola çıktım. Tam on bir yaşındaydım cebimde ilk defa onbeş lira vardı. Karşı tarafa geçince göçün ilk üşümelerini yaşamış ve alel acele özenle yeni alınmış pantolonumu giymiştim. Yoğunhasan’daki bostandan direkt olarak köye varmadan kestirmeden gitmem istenmişti. Akşama Sarıkmaış’ta kalmamam  gerekiyordu zira cebimde otel parası yoktu. Büyük adam olmak için ecele etmeliydim. Şoseye çıktığımda beyaz naylondan yapılmış delikli ayakkabılarımı özenle giydim. Gelip geçen kamyonların beni almayacaklarını bildiğim için hızla Karakurt’a  yöneldim. Göç başlamıştı , sözüm ona büyük adam olma rüyasını da görmeye başlamıştım...

Her Eylülün on üçünde ayarlanmış saat gibi  Kondol** daki kavaklar bir gecede sararırdı. Bir gecede o güzelim yeşil yapraklı kavaklar sapsarı bir renge boyanırdı. Turnalar bölük bölük büyük bir V harfı çizerek üzerimizden geçerlerdi. Bizim turnalarımız ise onlara katılmak için bir iki gün önceden hazırlanır ve huzursuz şekilde bağırıp anlamsız anlamsız vadinin üzerinden sağa sola uçuşurlardı. Sonra bir gün yukarıdan geçen sürünün peşinde düşer bir dahaki seneye dek onlarda bizler gibi göç ederlerdi. Bizler büyük adam olmak için göçerdik ya bu turnalar neden bu kadar sabırsızdı? Acaba hepimize verilen göç emri hep bir yerden  bir merkezdenmi geliyordu? Bu durmadan sürekli şekilde tekrar eden göç neyin de nesi? Bu sesizlik neden ? Yollara hep Eylül ayında çıktım ve göçler hiç bitmedi. 

Bu içimizden birilerinin hayat hikayesidir. Her cümlede kendinizi bir yere koyabilirsiniz. Mükkemele doğru yürürken aslında kusurlarla dolu olduğumuzu anlama yolculuğu. Eylülde okullar açılırdı ve bizler büyük adam olmak için göçe başlardık. Ama gerçekten küçük adam olduğumuzu anlamak için göç ettiğimizi anlamaya çıktığımız bir yolculuk olduğunu anlamadan. Bizlerin dünyayı değiştirme  yolculuğu değil dünyanın bizi değiştirme yolculuğu olduğunu anlamadan.  Sürekli sis içinde kaygan bir buzda bilinçsizce oraya buraya çarparak bilinmeyen bir şehre yada uçuruma doğru gittiğimizi bilmeden.

*Asaf: Süleyman peygamberin bilge vezirinin adı
**Kondol: Karapınar köyünde bulunan bir tepenin ismi

Devamı forumda...

Muhittin Karakurt