Pazar, 20 Mayıs 2012
 
 
Ana Menü
Anasayfa
KARYADER
YAZARLARIMIZ
Sağlık Köşesi
Anılar ve Tanıdık Yüzler
Dost Siteler
Ziyaretçi Defteri Arşivi
İçimizden Biri
Bölümler
Sarıkamış'a Dair
Sponsor Bağlantılar
HABERLER
Ziyaretçi Sayacı
mod_vvisit_counterBugün Tekil137
mod_vvisit_counterDün321
mod_vvisit_counterBu Hafta2172
mod_vvisit_counterBu Ay5881
mod_vvisit_counterTüm Zaman262929
Sayaç
Ziyaretçi Defteri
Damdaki kar dilimleri PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Damdaki kar dilimleri

Geçenlerde başarılı şekilde sonuçlandırılan bir projenin ardından düzenlenen bir kutlama partisine katıldım. Partide kısa konuşmalardan sonra, sıra masanın ortasında duran krema ile kaplı yaş pastanın kesilmesine gelmişti. Elinde servis spatulası olan usta, kare şeklinde düzenlenmiş yaş pastayı, önce yine kare şeklinde dikkatlice dilimledi ve sonra spatulayı her dilimin altına özenle daldırıp ustalıkla servis tabağına aktardı. Bu hareketi pasta bitinceye kadar mahirane bir şekilde sürdürdü.
 
Tatlı yemememe rağmen büyülenmiş gibi seyrettiğim bu durum, beni bir anda yıllar öncesine aldı, götürdü. Partidekiler pastalarını afiyetle yerken, ben ruhen partiden ayrılmış, çoktan karla kaplı köyüme varmıştım.
 
Dağlar, vadiler, kısaca görünen ne varsa, havada beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak yağan su buharı var ya, işte onunla örtünmüştü. Tek tük karartılar hariç, etraf sanki karın istilasına uğramış, beyazlara bürünmüştü. Yarabbim, Kasım ortalarında başlayıp, Nisan ortalarında sona eren o kışlar, ne muhteşem kışlardı. Dondurucu soğuklar, yoğun kar yağışları, tipiler, bu kışların en belirgin unsurlarıydı.

Bazı günler kar art arda günlerce yağar, köylüyü evine hapsederdi. Kimi zaman bu uzun yağışların ardından güneş doğar, efsunlayıcı bir görünüm oluşurdu: Berrak masmavi bir gökyüzü, karla kaplı bembeyaz bir zemin, içine çektikçe hayat veren tertemiz bir hava. Sanırım, insanı mest eden bu güzel anları sizlere anlatmada zorlanıyorum, kısacası o duygu zirvesine varmak için o anları yaşamak gerekir. Her şey kar kadar temiz ve saftı. Bu yeni yağmış pamuk gibi karda yürüyüp de izini belli etmeyecek canlıyı bulmak mucize idi.

Çok kar yağardı, çok! Karın yüksekliği santimle karışla söylenmezdi, metreyle, adam boyuyla, dam boyuyla ölçülürdü. Kimi kuytularda karın yüksekliği, iki üç metreyi bulurdu. Hele dam kenarlarında kar kürümesine bağlı olarak bu yükseklik daha da artardı. O yıllarda insanlar karın hasretini asla çekmezlerdi; tam tersi aşırı kar yağışından dolayı zorlaşan hayat şartlarına bağlı olarak, karlı ve uzun kış günlerinden bıkıp usanırlardı. Oysa şu günlerde Erzurum’da yapılacak olimpiyatlarda lüzumlu olan karın yağması için, insanlar dua ediyorlar.

Yazın boranına karşılık, kışın tipisi meşhurdu. Tipi dediğin amansız kar fırtınasıdır. Kar yağışı tipiye dönüştüğünde, göz gözü görmez, yol iz kaybolur, bunun sonucu, yolda olan yolundan hatta canından olurdu. İşte böyle bir kışta, 3. Ordu, Sarıkamış’ta doksan bin mevcudundan olmamış mıydı?

Evet asıl konuya döneyim, yazının başında bahsettiğim yaş pastaya. Bu anlatılanlar ile yaş pasta arasında nasıl bir ilgi olabilir diyebilirsiniz; haklısınız.

Bilirsiniz, belli aralıklarla yağan kar, tüm arazide olduğu gibi köy damlarında da birikirdi. Zamanla dam üstündeki karın yüksekliği yarım metre civarına geldiğinde, damın zorunlu olarak temizlenmesi söz konusu olurdu. Damların kenar kısmında biriken karın temizliği kolaydı, bu alan birkaç metrelik mesafeyi kapsadığından, birikmiş kar rahatlıkla küreklenip, aşağı atılabilirdi. Ancak damın ortalarında birikmiş olan karın, kolaylıkla küreklenip, aşağıya atılma olanağı yok gibiydi. Çünkü karın damdan aşağıya atılacağı mesafe uzamış olduğundan, taşınarak atılması gerekli hale gelmiştir.

Köy hayatını bilenler, ağaçtan yapılmış ağaç kürekleri de bilirler. Tamamen ağaçtan olan bu küreklerin yüzeyleri geniş olup, genellikle dikdörtgendir. Yazın harmanda, kışın ise dam küremede kullanılırdı.

Damın ortasında birikmiş kar, küreyen tarafından ağaç küreğin üstüne konacak büyüklükte, yaş pasta dilimlenir gibi dilimlenirdi. Bunun içinde bu işte ustalaşmış kişi, elinde dik olarak tuttuğu ağaç küreği yukarıdan kara dikey olarak vurarak, karı, taşıyacağı büyüklükte kutu gibi kesip, hazırlardı. Daha sonra küreğini, hazırladığı kar diliminin altına tek hamlede daldırır ve kar dilimini parçalamadan küreğinin üstüne alırdı. Ardından küreğin sapının en dibinden tutar ve yine dağılmamasına özen göstererek, kar dilimi üstünde olan küreği kaldırılarak, damdan aşağı atmak üzere damın kenarına giderdi.  Köylünün bilek gücü ile küreğin büyüklüğüne bağlı olarak, kar diliminin ebatları da yarım metrenin üstünde olurdu.

Bir tarafta yaş pasta dilimi, diğer tarafta damdaki kardan kesilmiş kar dilimleri …

Selam ve saygılarımla…
Muhsin KARAKURT