Pazar, 05 Şubat 2012
 
 
Ana Menü
Anasayfa
KARYADER
YAZARLARIMIZ
Sağlık Köşesi
Anılar ve Tanıdık Yüzler
Dost Siteler
Ziyaretçi Defteri Arşivi
İçimizden Biri
Bölümler
Sarıkamış'a Dair
Sponsor Bağlantılar
HABERLER
Ziyaretçi Sayacı
mod_vvisit_counterBugün Tekil156
mod_vvisit_counterDün197
mod_vvisit_counterBu Hafta1760
mod_vvisit_counterBu Ay1024
mod_vvisit_counterTüm Zaman230297
Sayaç
Ziyaretçi Defteri
KÜÇÜK KIZIN DRAMI PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Güneş Karapınar’ı henüz terk etmişti; akşamın son demine az bir süre vardı.
Köyün içinde gölgelerin sihirli dansı başlamamıştı bile.
Örtmedekiler muhabbet deryasında gönüllerince çene çalıyordular.
Ara sıra attıkları kahkahalar ile ide ağaçlarından örtmeye doğru yayılan mis gibi kokuya karşılık veriyordular.
Gönüller şen, yüzler güleç idi.
Toprağın kokusu, havanın huzuru insanları mest etmeye yetiyordu.
***
Evin hanımının gözü, bahçe duvarının dibinde peyda olan küçük kıza takıldı.
   -Aha yine geldi!
   -Günahtır! Ne istiyorsun sabiden.
Diye cevap verdi evin beyi, küçük kızı dikkatlice gözlerken. Örtmede ki diğerleri, işin iç yüzünü bilmelerine rağmen, sırf evin hanımına yalakalık olsun diye işi espri konusu yaptılar.
***
Küçük kız örtmede bulunanların kendisini fark ettiklerini hissetmişti. Bu onu daha heyecanlandırmış, biraz korkutmuş, iyice telaşlandırmıştı. Dönmeyi, evine gitmeyi düşündü. İyide geri dönse annesine, babasına ne diyecekti. Onu ümitle bekleyen küçük kardeşine ne verecekti. Korkuyordu örtmeye doğru bakmaya, biliyordu oradakilerin kendisi, ailesi hakkında ileri geri konuştuklarını. Küçük yüreği daralıyor, nefes almada güçlük çekiyordu. Bilinçsizce bahçe duvarını oluşturan taşlara sürtünüp, habire aşağı yukarı bakıyordu.
***
Örtmede gözler küçük kıza kilitlenmiş, sohbet bir anda ona kaymıştı. Evin hanımı, örtmede oturanlara, ne denli cömert olduğunu dolaylı bir şekilde anlatmak için, sızlanma yöntemini seçmişti.
   -Anam! Bunlarda da hiç utanma yok, her günde ekmek istenmez ki.
   -Hele bak! Nasıl da kedi gibi bahçe duvarına sürtünüyor.
 Dedi biri, evin hanımına yaltanarak verdiği cevapta. Bir diğeri ise biraz daha ileri gidip,
   -Kovalayın gitsin, gerekiyorsa iki tokat patlatın, bakalım bir daha gelir mi?
Diyerek, evin hanımına destek verir gibi akıl verdi.
***
Küçük kız, örtmede olanların neler konuştuğunu tahmin ediyor, bundan dolayı da utancından yerin dibine giriyordu. Örtmedekiler görmesinler diye saklanmak istiyordu ama nereye saklanacağını bilemiyordu. Eğiliyordu, kalkıyordu; iki adım atıp bir adım geri gidiyordu. Hemen hemen her gün yaşadığı bu sıkıntılı anlar onu perişan ediyordu. Gitmek istemiyordu o örtmeye, ama çok çaresizdi. Şu örtmede konuşan geveze adamlar niye evlerine gitmiyorlar, bak akşam da oldu, onlar olmasa biraz daha rahat isteyecekti isteyeceğini, diye içinden geçiriyordu.
***
Örtmede oturanlar, yeni bir sohbet konusu bulmanın heyecanı içerisinde, küçük kıza ilişkin izlenimlerini birbirlerine aktarıyordular.
   -Baksana! Bir ileri bir geri bahçe duvarını yarıladı.
             -Nasıl da, fare gibi gah görünüyor, gah kayboluyor.
             -Baba baba olmayınca, zavallı çocuk ne yapsın. Allah kimseyi açlıkla imtihan etmesin.
             -Olmadı mı olmuyor, adam neler yaptı neler, ama bir türlü tutturamadı.
             -Yok yok burnu hep havalardaydı, ondan adam olamadı, biraz mütevazi olsaydı ya.
***
Küçük kız bahçe duvarının sonlarına gelmişti, artık örtmede oturanları daha rahat görüyordu. Kendini bahçe duvarından evin duvarına bir atabilseydi, bir etabı daha bitirmiş olacaktı. Bunu gerçekleştirmek üzere adımını atmıştı ki, örtmeden gelen kahkaha tufanı, kendisini ürküttü, geri dönmek üzere hamle yaptığında ise ayağı taşa takıldı ve sırt üstü düştü. Örtmedekilerin kahkahaları iyiden iyiye yükselmişti. Küçük kız daha da mahzunlaşmış, adeta bilincini kaybetmişti. Ne yapacağını bilmez haldeydi. Bahçe duvarının dibinde öylece oturup kaldı.
***
Örtmede oturan evin beyi, durumdan vicdanen rahatsız olmuştu. Eşine sert bir şekilde seslendi.
   -Bir parça ekmek için nedir bu yaptığın, ne bu cimrilik.
   -Ne cimriliği, her gün yeterince ekmek vermiyor muyum?
   -Uzatma, bak ne varsa ver, günahtır, bilmiyormusun musun hallerini.
Bir yandan eşine bunları derken evin beyi, diğer yandan yanındaki gence, kızın örtmeye gelmesi için seslenmesini söyledi. Bu yeni gelişme üzerine örtmede oturanlar sohbeti ve kahkahayı kesmişlerdi. Evin sahibesi ise mırıldana mırıldan ekmek getirmek için evin içine girdi, bunca iyilik yapıyordu ama kimse takdir etmiyordu, işte buna oldukça üzülüyordu.
***
Küçük kız girdiği şoktan, kendisine seslendiğini duyunca yavaş yavaş çıkmaya başladı. Ne olduğunu kestirmek için kulak kabarttı. Evet, duyduğu doğru idi, kendisine sesleniliyordu. Artık aradığı fırsat doğmuştu. Kalktı, başını hiç kaldırmadan, örtmeye doğru yavaş adımlarla yürümeye başladı. Örtme sessizdi, belli ki her kes susmuş, onu izliyordu. Tek başına dev bir orduya doğru ilerliyordu.
***
Evin beyi örtmenin köşesine kadar gelen küçük kıza sordu:
   -Baban nasıl?
   -Hasta.
Bu cevap, örtmeyi tekrar sessizliğe boğdu. Derken evin içinden elinde ekmek ile çıka gelen evin hanımı, iç içe katladığı lavaşları, küçük kıza uzatıp, sevecen bir şekilde seslendi.
            -Al bunları, lazım olursa yine gel, annene selam söyle, tamam mı?
***
Küçük kız lavaşları alır almaz hiç konuşmadan, hızla örtmeden uzaklaştı. Evet, zorda olsa bugünde eve ekmek götürecekti. Akşam aç yatmayacaklardı. Ekmeği görünce küçük kardeşinin gözlerinin içinin güleceğini düşünüyor ve buna için için seviniyordu, biçare.
***
Selam ve sevgilerimle.
Muhsin KARAKURT