Pazar, 05 Şubat 2012
 
 
Ana Menü
Anasayfa
KARYADER
YAZARLARIMIZ
Sağlık Köşesi
Anılar ve Tanıdık Yüzler
Dost Siteler
Ziyaretçi Defteri Arşivi
İçimizden Biri
Bölümler
Sarıkamış'a Dair
Sponsor Bağlantılar
HABERLER
Ziyaretçi Sayacı
mod_vvisit_counterBugün Tekil182
mod_vvisit_counterDün197
mod_vvisit_counterBu Hafta1786
mod_vvisit_counterBu Ay1050
mod_vvisit_counterTüm Zaman230323
Sayaç
Ziyaretçi Defteri
TURNALAR SERİSİ -2 PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Sevgili Muhittin,

Bildiğin üzere, bir müddettir kendimi istirahata çekmiştim, bu nedenle de yazmıyordum. Ancak, senin son yazında kullandığın olağanüstü zarif üslubu dikkate almamak nezaketsizlik olurdu. Üstelik işe, benim için bir değer olan Yusuf dahi karışmışken. Bal akmış kaleminden derler ya, insanı derinden etkileyen turna hikayen gerçekten beni duygulandırdı.

Konu turnadan açılmışken bildiğim iki anlamlı hikâyeyi aktarayım. Olurda ders çıkarırız. Geçmiş zamanda, Japonya ya atılan atom bombası sırasında 2 yaşında olan bir kız, 12 yaşına geldiğinde maruz kaldığı radyasyon nedeniyle kansere yakalanmış. Savaşta öksüz ve yetim kalan zavallıcık hastaneye yatırılmış. Ama durumu ümitsizmiş. Hastanedeki tüm doktorlar, küçük kızın ölümü için gün sayarken, küçük Japon kızı hayat doluymuş. Koridorlarda koşuyor, oynuyor ve diğer hastalara yardım ediyormuş. Hastaların arasında en sevdiği kişi ise 80 yaşlarında, kendisi gibi kanser olan yaşlı bir kadınmış. Küçük Japon kızı, ölüm döşeğindeki bu yaşlı kadını hiç yalnız bırakmamış. Kadın ölmeden hemen önce "Benim için çok geç ama, bizim inanışımıza göre; eğer bir kişi kağıttan 1000 tane turna kuşu yaparsa, her istediği kabul oluyor. Ben yapamadım, sen yap ve kurtul" demiş ve son nefesini vermiş.
Küçük Japon kızı çok üzülmüş ama hayatta kalma arzusuyla geleneksel Japon sanatı olan origamiyle kağıttan turna kuşları yapmaya başlamış. Neşe içinde çalıştığından ilk başlarda çok hızlı yapıyormuş. 1000 tane turna kuşu yapması işten bile değilmiş. Ama sağlığı da hızla bozuluyormuş. Bu hazin öykü önce yerel, sonra da uluslararası basında yer almış. Dünyanın dört bir yanından insanlar kıza, binlerce turna kuşu göndermeye başlamış.
Ama küçük Japon kızı, haberler basında çıkmaya başladığı sıralarda, artık elini kıpırdatamaz hale gelmiş. Hayata, 637. turna kuşunu bitirerek veda etmiş. Küçük kız ölmüş olmasına rağmen, postacılar aylarca kağıttan turna kuşu taşımışlar hastaneye. Turna kuşlarının sayısı milyonlara ulaşınca, bu yapma turna kuşları için Japonya da bir müze açılmış.

Anlaşılacağı üzere, önemli olan iyi niyet, gayret, gerisi teferruat. Madem artık allı turnamız yok, bizde sanal ortamda kendimize turnalar oluşturalım, ne dersin. Birde farklı bakış açısı ve niyetin, kişiden kişiye nasıl değiştiğini anlatır diğer güzel turna hikayesi daha yazayım.

Bir zamanlar, Floransa'da zengin bir soylunun yalancı bir aşçısı varmış. Bir akşam efendisinin verdiği davet için şişe geçirdiği turna kuşunu pişirirken, köylü kadınlardan biri onu görmek için uğramış.
'Bu kızartma ne kadar güzel kokuyor! Tadına bakabilir miyim?' diye sormuş.
Kadına hoş görünmek isteyen aşçı, turna kuşunun bir budunu ona armağan etmiş. Kızartma sofraya götürüldüğünde, ev sahibi hemen bir parçasının eksik olduğunu fark etmiş ve aşçıyı çağırtmış.
'Turna kuşunun öteki buduna ne oldu?' diye sormuş.
Aşçı kendinden emin ,'Turna kuşlarının tek budu olduğunu herkes bilir!' demiş
Adam, 'Sen benim hayatımda ilk kez turna kuşu mu gördüğümü sanıyorsun ?'diye kızmış.
'Ama bu doğru !' diye ısrar etmiş aşçı ve 'Bana canlı turna kuşları bulabilirseniz bunu size kanıtlarım!' demiş.
'Yarın sabah benimle köye gel, turna kuşlarının kaç budu olurmuş göreceğiz!'diye yanıtlamış canı sıkılan soylu.
Ertesi gün, turnaların olduğu bataklık bir bölgeye giderler. Turnalar tek bacaklarının üzerinde dinleniyorlarmış. Aşçı aradığı ortamı yakalamıştır. 'İşte efendim ! Gördüğünüz gibi, turna kuşlarının yalnız bir tek budu var !'demiş.
Soylu adam ellerini çırpmış ve kuşlar hareketlenmişler. Yürümeye ve uçmaya başlayan turnaların, uzun bacaklarının ikisi de bir anda ortaya çıkmış.
'Şimdi bak, turnaların iki bacaklı olduklarını gördün !'demiş soylu adam, aşçıya. Buna karşılık kurnaz aşçı 'Ama dün sofrada, siz ellerinizi çırpmamıştınız, efendim !'diye cevap vermiş.

Selam ve saygılarımla
Muhsin KARAKURT