Perşembe, 29 Temmuz 2010
 
 
Ana Menü
Anasayfa
KARYADER
YAZARLARIMIZ
Sağlık Köşesi
Anılar ve Tanıdık Yüzler
Dost Siteler
Ziyaretçi Defteri Arşivi
İçimizden Biri
Bölümler
Sarıkamış'a Dair
Sponsor Bağlantılar
HABERLER
Ziyaretçi Sayacı
mod_vvisit_counterBugün Tekil139
mod_vvisit_counterDün208
mod_vvisit_counterBu Hafta744
mod_vvisit_counterBu Ay5770
mod_vvisit_counterTüm Zaman93688
Sayaç
Romatizmal kalp hastalığı PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   

Romatizmal kalp hastalığı

Sevgili dostlarım önlenebilir sağlık problemidir.

Özellikle 5–15 yaş arası çocuklarda görülme sıklığı artar. Kız çocuklarında erkeklere göre daha fazla görülür. En fazla şikâyet olarak eklemlerde şişlik ve ağrı ile gelirler. Özellikle herhangi bir darbe almadan büyük eklemlerde gezici tarzda şikâyetler oluşur. Yanlışlıkla ortopedisler tarafından değerlendirilebilirler ve yanlış tedavi alırlar.

Temel bulguları:

1-gezici artrit(eklem tutulumu)

2-kardit(kalp tutulumu)

3-eritema marjinatum(deri tutulumu)

4-deri altında şişlikler(subcutan nodüller)

5-sydenham korea' sı

minör kriterler:

1-ateş

2-sedimentasyon, crp  yüksekliği

3-eklemlerde ağrı(artralji)

4-ekg de -pr- mesafesindeki uzama sayılabilir.

Bu hastalığın tanısın da 2 temel kriterin birlikte olması yeterlidir. Veya 1 temel ve 2 minör kriterin olmasıyla tanı konur.

Destekleyici bulgular: hastada geçirilmiş boğaz enfeksiyonu öyküsü veya labaratuvarda aso titresindeki yüksekliktir.

Aso nedir?

A gurubu b hemolitik streptokokların o antijenine karşı gelişmiş immüniteyi gösterir. Birçok üst solunum yolu enfeksiyonunda yükselebilir.

Bir gün Sarıkamış’tan bir kız gelin olmuş gurbete, aileler birbirlerini tanıdığından zor olmamış, oğlan memnun kız memnun aynı çatının altında birleşmişler. Aradan haftalar geçmiş. Aileye yeni bir bireyin katılacağı belli olmuştur. Gelin kız el üstünde tutulur. Gelin mutlu damat mutlu herkes mutlu, eee nede olsa gelen, aileye katılacak ilk torundur. İlk göz bebeğidir. O sıralar en önemli gündem maddesini oluşturur. Daha doğmadan onunla ilgili planlar kurulur. Zaman geçtikçe herkesin heyecanı bir kat daha artar. Artık gelin iyice ağırlaşmıştır. Artık en ufak bir işle uğraşsa yorulur. Ayakları da şişmeye başlamıştır. Bunlar gebelikte olur kızım sen kendini yorma her şeyi biz yaparız diye de moral motivasyonla desteklenmiştir. Bir gece vakti gelinin inlemeleri duyulur. Ailenin hatunları doluşurlar gelinin odasına hep birlikte:

—ne oluyon gızım, bir şeyin mi var?

—ana yetişin beni kurtarın ben boğuluyom der. Nefes almakta güçlük çekiyorum der. Sırt üstü yatamıyorum. Ayaklarım külçe gibide ağırlaştı. Ayaklarım dizlerime kadar şişti artık taşıyamıyorum der.

-vay garibim daha 34 haftalık oldu. Diye üzülürler.

-ana başım dönüyo, yüreğim yerinden çıkacakmış gibi güb güb atıyo der.

-kızım yoksa çarpıntınmı var.

-ana her bişeyim var. Ben zehirlendimmi ne, kendimi kötü hissediyorum der.

Hemen oracıkta karar verilir. 112 hızır acil aranarak hastaneye kaldırılır. Doktorun ilk muayenesinde bebeğin sağlıklı olduğu ancak annede kalp yetmezliği olduğu tespit edilir. Kadın doğum hastalıkları uzmanı ve kardiyologlardan yardım istenir. Yapılan ekoda anormal kalp kapakları ve yetmezliği ile karşılaşılır. Tahmin edilen küçükken geçirilen akut eklem romatizması atakları nedeniyle kalp kapakları çürümüş olduğu rapor edilir. Mevcut koşullarda hamileliğin devam etmesinin gebenin hayatını riske sokacağı ifade edilir.

Bütün aile şoktadır, hayalleri yıkılmıştır. Geline mi? üzülsünler yoksa doğmamış garibemi, umutlu gözler doktorlara çevrilir.

—sayın doktorlarım sizce en mantıklı olan neyse bize bir akıl verseniz.

-bu tamamen vicdanınız ve hür iradenizle vereceğiniz karara bağlıdır. Ancak ilerde karşılaşılabilecek sorunlar oldukca ciddidir denir.

-bu sorunlar nedir?

—kalp yetmezliği, kalp krizi geçirme riski ve de yeterince kalp çocuğa ve diğer organlara kanı pompalayamadığından çocukta kaybedilebilir.

-peki ne yapalım?!

-burda annedeki kalp yetmezliği tedavi edildikten sonra, acil sezeryanla bebek doğurtulabilir. Fakat bunda da riskler olduğu ifade edilir.

Aile kabul eder sezeryan esnasında annenin kalbi dayanmaz, bebek sağ kurtarılır. Ancak annenin kalbi durmuştur ve kalp masajı yapılır. Cevap alınmaz. Akabinde şok verilir. Nihayet kalbi geriye dönmüştür.

Anne yoğun bakıma kaldırılır. Bebek ise yenidoğan prematür servisine alınır.

Sezeryandan 3 ay sonra..........

 

Anne yoğun bakıma, yavrusu da kilosu 2000 gr altında olduğundan yenidoğan prematür servisine alınır. Sarıkamış bebek şimdi anne kucağına hasret bir küvezdedir. Annesinin başına gelenler sağlık personeli arasında kulaktan kulağa yayılır. Ayrı bir muhabbetle beslenir yavrucak.

Anne yoğun bakımda komada; kalbi inatla atar. Aile şokta başlarına gelenlere bir anlam veremezler. Umutlu bekleyiş devam eder. Artık herkesin ağzında bir dua; bir amaç için eller semaya açılır. Yürekler bir olmuş yaşam için atar.

Ogün ameiyattan sonraki 2. Haftadır. Damat  her zamanki gibi eşinin yanına gider. Birde ne görsün eşi yatağında yoktur......? Dünya başına yıkılır. Sanki olanları biliyormuş gibi, ağlayarak orda yığılır.

İçeriye giren doktorlar:

-korkma kardeşim eşinin sağlık durumu iyi der.

-doktorum lütfen bana doğruyu söyleyin eşim hayattamı?

-eşiniz hayatta dün itibariyle şuuru açıldı ve makineden ayrıldı.

-peki şimdi nerede?

-onu servisimize aldık. Derler.

-artık kendini tutamaz. Doktorun boynuna sarılır. Hüzün yerini sevinç gözyaşlarına bırakır. Olayı seyredenlerin gözleri dolar ve bu tablo karşısında insan hayatının ne kadar kutsal olduğunun bir kez daha idrakine varırlar. 

Sezeryandan sonraki 5. Hafta gelin gözleriyle bir şeyler ima etmeye başlar.  Damat istekleri subayından emir alan bir er ciddiyetiyle yerine getirir. Ne yazık ki gelin bu meşakkatli süreçte, yatağa bağımlıdır. Artık konuşma yeteneğini kaybetmiş ve yürüyemez haldedir. Bir müddet sonra 3000 gr ağırlığa ulaşan Sarıkamış bebek anneye gösterilir. Bebeği görünce kendini unutur elini uzatmak ister uzatamaz, okşamak ister okşayamaz, emzirmenin bile lafı olmaz. Kurumuş dala dönmüştür. Damat bebeği annenin yüzüne yaklaştırır. Annenin suya hasret toprak gibi olan dudakları bebeğin yumuşak yanaklarıyla buluşur. Akan gözyaşları bebeğin yanaklarını ıslatır.

Artık eve dönme vakti gelmiştir. Anne bir tekerlekli sandalyeye oturtulur. Bebek babanın kucağında geleceğe yol alırlar.

Kıssadan hisse: peki korunmak için ne yapalım?

Sık sık boğaz enfeksiyonu geçiren ve sonrasında eklemlerinde ağrı ve/veya şişlik ortaya çıkarsa mutlaka bir doktora başvurup akut eklem romatizması(aer) yönünden tetkik edilmelidirler.

Eğer aer şüphelenilirse kalp muayenesi (eko ile kalp kapak yetmezlikleri araştırılır.) En fazla kalp tutulumu pankardit şeklindedir. Enfazla kapak tutulumu mitral kapak tutulumudur. En fazla büyük eklemler tutulur.

Eğer bir gün çocuğunuzda durduk yere anormal el kol hareketleri, yemek yerken ellerinde titreme, yazısında bozulma ve tik tarzında hareketler görüyorsanız. Bu romatizmanın nörolojik bulgularıdır.

Tedavisi:

ı-sadece eklem tutulumu varsa: 80-100 mg/kg/gün aspirin(en fazla 4gr) ve en az 3 haftada bir depopenisillin yapılır. 5 yıl kontrol altında tutulur. Bu hastaların boğaz enfeksiyonlarında ya tek doz depo penisillin( 30kg altındaki çocuklarda 6.3.3 ve 30 kg üstündeki çocuklarda 1.200.000 ünite) yapılır. Yada on gün süreyle ağızdan penisilin(fenoksimetil penisilin verilebilir.).

Ancak bu uygulamalarla romatizma gelişimini önleriz.!!!!!!!!!! 

Eğer penisilin allerjisi varsa eritromisin verilebilir.

Iı-kalp tutulumu varsa; 18 yaşına kadar aylık penisiline devam edilir. Ve aspirin yerine ilk iki hafta steroid tedavisi verilir. Ve sonraki hafta azaltılarak kesilir. Sonrasında aspirinle 1 ay kadar tedaviye devam edilir. Ve bu dönemde mutlak yatak istirahati yapılır.

Iıı-santral tutulum(sideham koresi) varsa; haloperidol veya karbamazapinle tedavi edilirler. Tedavi kesinlikle üst merkezde yapılmalıdır.

Sağlıcakla kalınız.

Dr. Cenap Erkan KARAKURT

Not: Sitenin tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.